Enes

Enes
@Enesyag
Bazı insanlar sınavdır Bazı sarılmalar şifa Bazı günler zaman dursun denecek kadar güzel bazı günler çabuk geçsin denecek k
Anneni kaybettiğinde, seni en çok seveni, seni daha iyi tanıyan, seni her şeyini bağışlayanı, korkularını ortadan kaldıranı, kaybolduğunda seni arayan kişiyi kaybedersin. Anneni kaybettiğinde kimse sana soğukta ısınmanı hatırlatmayacak nede seni iki saatte bir arayıp hastayken daha iyi misin diye sormayacak ve yanlış yaptığında insanlar kızacak ve sen af dilemek zorunda kalacaksın çünkü senin acı karakterine sadece annen dayanabilir ve ben seni en kötü gününde bile sevdim. Anneni kaybettiğinde, onu her Özel günde'de ve her doğum gününde özleyeceksin, ve başına her iyi bir şey geldiğinde, onunla konuşmak isteyeceksin ve sandalyesinin boş olduğunu ve bir daha asla senin yanında olmayacağını fark edeceksin. Anneni kaybedince seni tanıyanlar olacak ama onun gibisi olmayacak seni seven çok olacak ama seni sevdiği gibi kendinden çok sevmeyecek Anneni kaybettiğinde, dünya böyle olacak biraz daha üzgün, daha garip, daha küçük ve sen de öylesin... DÜNYA HALİ kapılarını açsın mezarında da onun kokusunu içime çektim dersin toprağa
Reklam
🤍Mutlu mu olmak istiyorsun? Her söylenilene kulak asma, Her söz veren sözünü tutar sanma, 🤍Herkesi kendin gibi bilme, Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme, sürekli enerjini emen, hayata negatif bakan insanlarla yakın olma. 🤍Mecburen bu insanlarla birlikte yaşamak zorundaysan sınırları baştan çiz, affedecek kadar olgun ol, ama tekrar güvenecek kadar saf olma. 🤍"Mutlu olmak istiyorsanız iradenizin dışındaki şeyler yüzünden kaygılanmayı bırakın."💙
İnsan olmanın eğitimi yok, keşke olsa ne çok isterdim... Her isteyen anne- baba olamasa keşke... Her isteyen, eline silahı alıp katletmese birilerini... Her isteyen, dilini terbiye etmeden konuşma hakkını sahip olmasa... "Ne güzel olurdu dünya değil mi?" " Biz istiyoruz " diye olmuyor, " biz söylüyoruz" diye de olmasa. "Keşkeleri" sıkça kullanmak zorunda kalmasak. Soru işaretleri bir köşede beklemeden yerleşse aklımızın bir köşesine. Acaba, diyebilmenin öngörülüğünü çizsek bir tarafına hayatın. Şeker kamışlarından bir ev yapsak vicdanımıza da, çürümeye yüz tutmamış olsa kalplerimiz. Söylediğimiz sözlerin arkasında durma gibi özelliğimiz de olsa, keşke. Çok konuşanın değil, doğru olanın hakkını versek. Kırıp dökmeden önce, kırılan şeyin bir daha eski işlevini görmeyeceğini gözardı etmesek. Sonrada, ben böyleyim, hep böyleydim de; dolduruşa geldik işte. Ben aslında böyle demedim de, Ellerim yanlışlıkla değdi klevyeye. (Hadi canim sende) Her kelimede yanlış bir ima Elle tutulur bir söz bulamıyorsun, yüzde. Bulsan da, başımı çevirdiğinde bir yalan öyle çoğalıyor ki , "kırk ağızda, kırk yama ile karınca duasına çıkıyor, bazılarımız..." Kırlarda açan papatyaların, falını tutuyoruz barlarda.
PEMBE GÜLE BENZİYOR Pembe güle benziyor Amber kokar mis gibi Gören eşi yok diyor Yârim bana can gibi Adı nâme dilimde Çalınır hep telimde Kokusu var gülümde Yârim bana can gibi Yanakları al aldır Dilinde söz bir baldır Kalbi aşktan bir daldır Yârim bana can gibi Aşka giden yönümdür Bende solmaz gülümdür O son nefes ömrümdür Yarim bana can gibi
Okumanızı tavsiye ederim.. Hakim Bey ben anlatayım en baştan; Olay şöyle oldu insan çocukken, anasında babasında ne yoksa onu arıyor demek ki. 14-15 yaş çocuk yaşı bence. Annem sürekli bir evi çekip çevirme telaşında. Baba desen ne iş bulsa onun peşinde. Kolay değil evde kaç nüfus onun eline bakıyor. Yani evde a’federsin aşk yok Hakim Bey.. Zaten daha yeni genç olmuşum, kalbim her daim ağzım da, televizyonda izliyorum dizileri, nasıl da tutkulu aşklar, kıskançlıklar, vazgeçememeler. Çocukmuşum daha ama kazınmış aklıma, “ben aşık olup evleneceğim” dedim. İstedim ki uyurken yüzüne keyifle bakayım, bir bulgur bile pişse evde soframı özenerek kurayım. Ben bunun a’federsin yeşil gözüne kandım Hakim Bey.. Yeşil böyle çayır çimen ormandır ya hani; ruhum kanatlanıp uçacak sandım. Yeşile uzun bakılır, bıkılmaz sandım. Çocuk da değildim artık ya işte
Reklam