Fader

Fader
@Enfaerdem
Bir fincan kahve, iyi bir kitap ve bitmeyen bir öğrenme yolculuğu. Kelimelerin gücüne inananlardan... @Hayatinyolcusu24
Öğretmen
3 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Hüzün Bahçesi
Puan vermedi·208 syf.··
2026 4. kitabı
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde öylece kalakalırsın. Bahçıvan Ölüm tam olarak böyle bir kitap. İnsanın içini sızlatan, okurken her anında tüylerini diken diken eden, çok başka bir havası var. Beni bu kitapta en çok vuran şey, hepimizin içten içe bildiği ama düşünmekten köşe bucak kaçtığı o büyük korku oldu: Büyüklerimizi, sevdiklerimizi bir gün kaybedebileceğimiz gerçeği. Kitap bu durumu o kadar net, o kadar yapaylıktan uzak bir şekilde yüzümüze çarpıyor ki, okurken "Evet, bu bir gün benim de başıma gelecek" diyorsun. Yazar bunu ajitasyon yapmadan, abartmadan, hayatın tam da içinden cümlelerle anlatmayı başarmış. Zaten kitabın adı da çok şey anlatıyor. Bir bahçıvan bitkileri nasıl sabırla büyütür, yaprakların dökülmesini nasıl hayatın bir parçası olarak görürse; bu kitap da insan ömrünün son demlerini öyle olgun bir dille anlatıyor. Ölümü korkunç bir canavar gibi değil, yaşamın kaçınılmaz bir durağı gibi önümüze koyuyor. Okurken insan ister istemez kendi ailesini, kendi anne babasını düşünüyor. Onlarla geçirdiğimiz zamanın ne kadar değerli olduğunu, akıp giden dakikaların geri gelmeyeceğini çok derinden hissediyorsun. Kitap seni sadece duygulandırmıyor, aslında sevdiklerine daha sıkı sarılman gerektiğini hatırlatıyor. Bahçıvan Ölüm, bittiğinde bile uzun süre aklından çıkmayacak, hayata ve sevdiklerine bakışını değiştirecek türden bir eser. Kalbinde o buruk sızıyı hissetmek bile sevdiklerimizin hala yanımızda olduğunu bilmenin şükrünü yaşatıyor insana.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,1bin okunma
Reklam
Annemin Uyurgezer Gecelerine Dair
Puan vermedi·440 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 10:28
Hani derler ya; "Kızlar annelerinin kaderini yaşar" diye... Bu sadece bir söz değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir sessiz vasiyet sanki. Annemin gece yürüyüşleri, belki de gündüz sığamadığı o dar alanların, bastırılmış seslerin bir dışavurumu. Ama asıl mesele, bu uykulu adımların bile hep aynı merkeze çıkması: Erkeği odak noktasına alan o görünmez aks. Şehnaz’ın bir akademisyen soğukluğuyla takındığı o mesafeli ama bir o kadar geleneksel tavrı, aslında anneannemin attığı tohumların birer yansıması. Akademik kimliklerin altına gizlenmiş, ataerkil sistemin "pervane" olma hali... Biz ne zaman kendimiz için yürümeyi öğreneceğiz? Annemin uykusunda aradığı yolu, biz uyanıkken bulabilecek miyiz? Yoksa biz de mi bu döngünün birer parçasıyız?Pervane olmayı bıraktığımızda kendi güneşimiz olacağız..
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,8bin okunma