Ashab-ı Suffa, mescidin devamlı yatılı öğrencileri idiler.
Ashab-ı Suffaya 'kurrâ' denir; kabilelere gönderilecek Kur'ân ve sünnet öğreticileri de onların arasından seçilip gönderilirdi.
Hadis ve sünnet mecmualarına bakılınca, râviler arasında birçok kadınların da bulunduğu görülür.
Misal olarak, içinde en çok hadis ve sünnet toplanmış bulunan hadis mecmualarından, Ahmed b. Hanbel'in meşhur 6 ciltlik büyük hadis ve sünnet mecmuası olan Müsnedinin 6. cildini, başta Peygamberimiz Aleyhisselam'ın zevceleri olmak üzere, hemen hemen en çok kadıların rivayet ettikleri hadis ve sünnetler doldurur ki bu, Müsned'deki hadislerin altıda biri demektir.
Her kim ezanı dinleyince;
Ey şu tam davetin ve kılınmak üzere olan namazın Rabbi olan Allah'm! Muhammed Aleyhisselam`a vesileyi ve fazileti ihsan et! Kendisini, vaat buyurduğun Makam-ı Mahmud'a eriştir!' Şüphe yok ki sen vaadinden donmezsin!" derse, Kıyamet gününde ona şefaat vacip olur.
Zeyd Bin Sabit:
Bir.gün Rasulullah sav bana;
"Ey Zeyd! Sen Yahudilerin yazısını benim için öğren! Ben vallahi, bana ait yazılar hakkında Yahudilere hiç emniyet edemem, güvenemem!" buyururdu.
Ben de yarım ay geçmeden onu ögrendim ve hatta İbranice okuyup yazmakta maharet kazandım. Yahudilere bir şey yazacağı zaman, onu Resûlullah Aleyhisselam için ben yazardim.
Rasulullah Aleyhisselam, bana: "Sen Süryaniceyi de güzelce yazabilir misin? Bana Süryanice yazılar geliyor," buyurdu.
Ben:
"Hayır! Süryanice yazmasını bilmem!" dedim Resûlullah Aleyhisselam:
"Sen onu da öğren!" buyurdu,
On yedi günde de onu öğrendim.