Tüm ömrü beklemekle geçmişti. Babasının eve dönmesini, sevgilisinden hiç gelmeyen mektup, yıl sonu sınavları, tren, otobüs şimdide kendisiyle önceden randevulaşmış olan ölümü bellemek zorundaydı.
İnsan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyormuş gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı.