Eğer bir kişi yüksek bir mevkiye gelmeyi çok istiyorsa, içsel olarak kendini aşağıda hissettiğini anlayabilirsin: “Eğer şu koltuğa çıkarsam, artık aşağılık olmayacağım.” Aşağılık komplekslerinden kurtulmak için bir şeylerin üzerine tırmanacaklar. Bundan dolayı, büyük bir kişi yüksek pozisyonu ender olarak kabul eder. Çok ender olarak!
Bir mevkiyi açgözlülükle istemenin ardında bir aşağılık kompleksi vardır, bu yüzden dünyanın dört bir yanındaki yüksek mevkilere en aşağılık insanlar gelir. En yüksek pozisyonlara en aşağılık insanlar toplanır. Dünyanın kaos içinde olmasının sebebi budur. En berbat aşağılık kompleksi olan kişiler en yüksek siyasi pozisyonlara ulaşır; dünyada refahın çiçeklenmesinin hiç imkanı yoktur, sonuç yalnızca bedbahtlık olacaktır.
Önyargılarla dolu olduğumuz müddetçe bilinç aynasının net olamayacağını anlamak zorundayız. Yani tüm önyargılardan kurtulmak kesinlikle çok önemli. Özgürleşmek gerek. Önyargılardan kurtulmadan hiç kimse gerçeği olduğu gibi yansıtma hakkını kazanamaz. Gerçek sürekli olarak yansıtılır ama zihinlerimizde taşıdığımız düşünceler ve inanışlar yansımayı çarpıtır; duygular her şeyi tamamen çarpıtır. Kendi duygularımız yansıtılır ve görmek istediklerimizi görmeye başlarız.
Bundan dolayı kıyafetler giderek daralıyor. Bu moda insanların nefesini kesiyor ve kıyafetler giderek daha dar hale geliyor. Kıyafetler ne kadar darsa beden o kadar görünür; aksi halde pek bir şey göstermeyecektir. Ve dar kıyafetlerin içindeki bedenin canı çekiliyor. Eğer insanları gözlemlersen, dar kıyafetler giyen kişilerin onun içinde boğulduğunu göreceksin. Ama kendini tutar. Büyük bir perhiz yapar! Aslında asla yetinmeyi deniyor. Hindistan sıcak bir ülke ve erkekler kıravat takıyor! Neden gidip kendilerini asmıyorlar? Burası sıcak bir ülke ama erkekler ayakkabı ve çorap giyiyor. Başka bir yerin gerçekliğinde mi yaşıyorlar? Belki içlerinde başka birtakım değerler işliyordur.
Kimin ne tür bir saati ne tür bir evi ya da ne tür mevkisi olduğu sadece rüyadır. Bunlar, bizi başkalarına bağlayan rüyalardır. Fakat biz yalnızca rüyaları tanırız çünkü kendimizde o rüyalarda yaşarız. Bunda ısrar ederiz, bu rüyaları talep eder ve onları takip etmeyi isteriz.
Bir rüya dünyası, dış giysilerin dünyasıdır. Rüya dünyası, dıştaki gözlerin dünyasıdır. İçsel dünyada rüyalar yoktur. Bütün rüyalar dış dünyaya aittir. Ve rüyalardan vazgeçen bir kişi, uyanan ve kendini onlarla tanımlayan bir kişi, içine dönen bir kişidir.