S: Ama, herhangi bir şeyin bir nedeni olmadıkça onun nasıl meydana gelebildiğini anlayamıyorum?
M: Ben bir şeyin nedensiz olduğunu söylediğim zaman, onun belli tek bir nedeni bulunmadığını kastediyorum. Sizi dünyaya getirmiş olan kendi anneniz olmayabilirdi, siz: bir başka kadından doğmuş olabilirdiniz. Fakat siz güneş ve dünya olmadıkça doğamazdınız. Bunlar dahi doğmanız için yeterli olmayabilirlerdi, eğer en önemli faktör, sizin kendi doğma arzunuz olmasaydı.
Doğumu sağlayan, isim ve biçim veren unsur arzudur.
Arzu edilen şey düşlenir, istenir ve o, somut ya da kavranabilir bir şey olarak kendini tezahür ettirir. İçinde yaşadığımız dünya, kişisel dünyamız böyle yaratılmıştır.
Gerçek dünya zihnin kavrayış alanı dışındadır; biz onu arzularımızın ağı içinden görürüz, zevk ve acıya, doğru ve yanlışa, iç ve dışa bölünmüş olarak. Evreni olduğu gibi görmek için ağın ötesine adım atmalısınız. Bunu yapmak zor değil, çünkü ağ deliklerle doludur.
S: Deliklerden neyi kastediyorsunuz? Ve onları nasıl bulabiliriz?
M: Ağa ve onun birçok çelişkisine bakın. Her adımda hem yapan hem bozansınız. Barış, sevgi, mutluluk ister, ama acı, nefret ve savaş yaratmak için var gücünüzle çalışırsınız. Uzun yaşamak ister ama aşırı yemek yersiniz, dostluk ister ve istismar edersiniz (sömürürsünüz). Ağınızın böyle çelişkilerden örülü olduğunu görün ve o çelişkileri giderin - sizin onları sadece görmeniz onları ortadan kaldıracaktır.