Entegre chip

Entegre chip
@Entegre
Bunun ne olduğuna da ancak sen karar verırsın. kumdaki ayak izleri gibi kalır içimizde. Çoktan mazide kalmış hayatın izleri, İçimizde bu izleri bırakan kişi, çoktan başka yerde yeni izler bırakmakta olduğu halde, içimizde taşımaya devam ederiz biz de bıraktıklarını. Biz de her gün, sürekli böyle izler bırakırız. Fark etmeden kendi içimize bile. Biz onların bilincinde olmasak da onlar bizim düşüncelerimize, hislerimize ve inançlarımıza hükmeder. Bu izleri ruhumuzdan silmek yerine, onları rüyalarımızda, arzularımızda ve bilinçaltındaki isteklerimizde tekrar tekrar yaşarız. Kurduğumuz sahnede diğer oyuncuların senaryomuzu oynamalarına izin veririz. Bize ait olmadığı halde, hiç hoşumuza gitmediği halde, yine de dünyamızda yer veririz bu senaryoya. Bunlar sadece, ayrılmayı beceremediğimiz geçmiş zamanların izleridir.
Reklam
Yani eş seçimimizi ve ilişkimizin içeriğini kişilik özelliklerimiz belirler. İlişkilerimizde olumlu ya da olumsuz yönlerimize en fazla benzerlik gösteren partnerleri buluruz. Örneğin geçmişimiz bize, fazla bağlanmadan yaşanan fiziksel yakınlaşmaların bizim için en doğrusu olduğunu öğrettiyse, tam bu kalıba uygun birilerini kendimize çekeriz. Yaşayacağımız şey, muhtemelen, derin duygulara ve güvene dayanmayan yüzeysel bir macera olacaktır. Çünkü bundan fazlası "talep edilmemiştir." Kendi seçtiğimiz bu tecrübenin sonucunda, derin bir ilişkinin bizi inciteceği düşüncemiz tekrar onaylanmış olur. Belki karşımızdakinin beklentileri bizi baskı altına alıyordur, fakat geçmişin bize öğrettikleri daha derin bir ilişkiye izin vermez ve böylece aradaki gerginlik gitgide artar. Böyle bir durumda ya arkamızı döner gideriz ya da kalıplarımızı kırarak karşımızdakinin bize yakınlaşmasına izin veririz. Her halükarda, hiç istemediğimiz halde bu eksikle yüz yüze geliriz. Arada kavga, nefret ve öfke oluşur. Sonuç olarak, sürekli yakınlaşma korkusuyla meşgulüzdür ve rezonans alanımız tam da bizi bu eksikliğimizle yüz yüze getiren insanları seçer tekrar tekrar. Ve bu oldukça can yakıcı olabilir. Bu kısır döngüden çıkmak için ne yapabilirsin? Seni "kurtaracak" bir partner arayarak olmadığı kesin. Olduğundan farklı görünmek de çözüm olamaz. Belki ilişkinin başlarında bunu başarabilirsin ama olmadığın biri gibi davranmak oldukça yorucudur ve gücünün tükenmesi uzun sürmeyecektir. Üstüne üstük bu kadar yorulmak zorunda kaldığın için öfkeleneceksin bile. Gerçek karakterinin seni ele geçirmesi uzun sürmeyecek ve olduğun gibi davranmaya başlayacaksın. Adil olan şey, partnerinin de aynı durumda olmasıdır. Başlangıçta o da sana sadece en iyi yanlarını göstermek için çabalamaktadır. Tabii ki bu gösteri
Kalp gücü
Artık, kalp gücümüzün, atoma etki edebilecek kadar güçlü olduğunu biliyoruz. Demek ki gerçekten dünya üzerindeki tüm atomları değiştirebiliriz. Hem de zaman ve mesafenin hiçbir rolü olmaksızın. Tabii ki bu harika bir şey. Zira şu dakika itibarıyla, çevremize direkt olarak etki edebildiğimize, sadece inanmakla kalmıyoruz; bilim de bunu bize teyit ediyor. Belki artık yavaş yavaş isteklerimiz için ne kadar güçlü bir anahtarı elimizde tuttuğumuzu anlıyoruz. Bu yöntemle "en imkansız" şeyler bile gerçekleşebilir. Bunlar mantığımız için belki de hala "açıklanamayan mucize"ler. Ama bilim ve spirütüel liderler için tüm bunlar bilmece olmaktan uzun zaman önce çıkmıştır.
1970 ve 80'ler boyunca, Harman ve yüzlerce diğer araştırmacı antioksidanların hayvanların ömürlerini uzatıp uzatmadığını test ettiler. Genel anlamda sonuçlar hayal kırıklığıydı. Her ne kadar Harman, bütilhidroksitoluene'ni besin takviyesi olarak ekleyerek kemirgenlerde ortalama yaşam süresini artıran bazı başarılar elde etse de hiçbir çalışma maksimum yaşam süresini artıramadı
Alışkanlıkları bırakmak ne kadar zorsa serbest radikal fikri de eroin gibidir. Bu teori, alanımızdaki biliminsanları tarafından on yıldan daha uzun bir süre önce çürütüldü ancak yine de sözcülüğü 3 milyar dolarık küresel bir endüstriyi besleyen ilaç ve içecek tedarikçileri tarafından yaygın bir şekilde sürdürülüyor. Amerikalıların %60’ından fazlasının hålä antioksidan etkisi olan yiyecekleri ve içecekleri araması hiç de şaşırtıcı değil.
Sayfa 42