Bu acımasızlığı, bu hoşgörüsüzlüğü sonsuza dek'elma ağaçları arasında ölüm 'olarak adlandıracağım. Yüzden soluk gri bulutlar ve o yatıştırılmayan ağaç;zırhlı gümüş kabuğuyla o amansız ağaç var. Yaşamımın küçük dalgacığı boşa gitti. Aşmaya gücüm yetmedi. Bir engel vardı. 'Bu akılalmaz engelin üstesinden gelemiyorum' dedim. Öbürleri de geçip gittiler. Ne var ki biz hepimiz elma ağaçları tarafından mahkûm edilmiştik, özellikle de aşamadığımız o yatıştırılamayan ağaç tarafından.
Köklerim, bir çiçeğin saksısındaki lifleri gibi iplik iplik dört bir yanından dünyayı çepeçevre sarmış. Yine de en tepeye çıkıp, tik tak eden o koskoca saatin ışığında sapsarı bir suratla yaşamak istemem.