Kozmik bakıştan korkmak yerine onu bir kez daha kucaklayabilecek vizyon sahibi yeni bir kültür yükselişe geçmezse, bu insan aydınlanmasının son nefesi olur.
Böyle bir meraktan yoksun olursak, kırk dönümlük arazisi tüm ihtiyaçlarını karşıladığı için ilçe sınırının ötesine geçmeye gerek duymadığını söyleyen taşralı çiftçiden farkımız kalmaz. Oysa bizden öncekilerin hepsi böyle düşünseydi, o çiftçi hâlâ bir mağaranın sakini olur, elinde bir soğa ve bir taşla akşam yemeğini kovalar dururdu.
Kozmik bakış bize, havanın olmadığı uzayda bayrağın dalgalanamayacağını hatırlatır; bu da bayrak sallamanın uzay araştırmalarıyla bağdaşmayacağınının bir göstergesi olsa gerekir.
Yüzyıllar boyunca kozmik keşifler kendimize dair algımızı tekrar tekrar küçültmüştür. Bir zamanlar Dünya'nın astronomik olarak eşsiz olduğu varsayılıyordu, ta ki astronomlar Dünya'nın Güneş'in etrafında dönen herhangi bir gezegen olduğunu öğreninceye kadar.
Sonra Güneş'in eşsiz olduğunu düşündük, ta ki gece gökyüzündeki sayısız yıldızın birer güneş olduğunu öğreninceye kadar. Sonra galaksimiz Samanyolu'nun bilinen tüm evren olduğunu varsaydık, ta ki gökyüzündeki sayısız bulanık şeyin bilinen evrenimizin manzarasını süsleyen diğer galaksiler olduğunu anlayıncaya kadar.
Bugün, tek bir evrenin var olduğunu düşünmek ne kadar da kolaydır...
Oysa modern kozmolojinin yeni terolerini ve benzersizliğin olası olmadığının sürekli olarak teyit edilmesi, ayrıcalık iddiamıza yönelik en son taaruz olan "çoklu evren"e de açık kalmamızı gerektirir.