Dünya'nın iç içe katmanları, bir şeftalinin
kısımlarına oransal olarak şaşılası bir benzerlik taşır: Demir “çekirdek" şeftalininkine, kayalık manto meyvenin etli kısmına, "kabuk" da yine şeftalinin kabuğuna karşılık gelir. Atmosfere gelince,
o da oransal olarak meyvenin kabuğunun üzerindeki tüylerin kalınlığındadır
Beagle keşif seferindeyken Şili'de büyük bir depreme tanıklık eden
Charles Darwin, depremlerin nedeninin (faylar üzerindeki ani kay-
malar) o zamanlar bilinmemesine karşın, bu yıkıcı olayların zaman
içinde dağların oluşmasına katkıda bulunuyor olabileceği fikrini
ortaya atan ilk kişiydi. Deprem tarafından suyun azami kabarma
noktasının 3 metre üzerine çıkarılmış olan bir "pis kokulu midye
kabuğu" yatağına dikkat eden Darwin, 180 metreye kadar çeşitli
yüksekliklerde bulduğu daha yaşlı deniz kabuklarının oralara "bu
yılki depreme eşlik eden ya da neden olanlar gibi ardışık küçük sar-
sıntılarla" çıkarılmış olduğu sonucuna varmıştı. 20 Her zamanki gibi
Darwin haklıydı.
Darwin'in doğumunun 200. yıldönümünde üniversite kütüphanemizde, onlarca hoca, okutman ve öğrencinin katıldığı, tüm gün boyunca herkesin sırayla yirmi dakika Türlerin Kökeni'ni yüksek sesle okuduğu ve her saat başı ara verilip kısa tartışmaların yapıldığı
bir anma günü düzenledim.
Etkinliği nadir eserler odasında gerçekleştirdik - Darwin'in zamanına uygun, duvarları ahşap kaplı bir odada. Çay ve marmelatlı
kurabiye ikram ettiğimiz katılımcılardan bazıları Viktorya dönemine özgü giysilerle gelmişlerdi. Bunun entelektüel açıdan çekici bir etkinlik olacağını bilsem de, aynı zamanda duygulandırıcı bir deneyim de olacağını tahmin etmemiştim. Gün boyunca Darwin'in
sözlerini duymak çok etkileyiciydi. Erkek ve kadınların, bilimcilerin ve müzisyenlerin, filozof ve ekonomistlerin, gençlerin, orta yaşlıların ve yaşlıların seslerinde Darwin'in o son derece insancil sesi
duyulabiliyordu: doğal dünyanın en küçük ayrıntılarından bile duyduğu sevinç, bir bilimadamı titizliğiyle konuları eksiksiz anlatma çabası (güvercinlerin çiftleşmesi konusundaki uzun bölümde birçok katılımcı uykuya yenik düştü), çekingen kişiliği, gönülsüzce
oynadığı devrimci rolü ve en dokunaklısı da, kendinden sürekli
şüphe ederek kendi kendini yemesi ve geleceğini bildiği eleştirilere
karşı önceden hazırladığı savunmalar. Türlerin Kökeni, Darwin'in
doğruluğuna kani olduğu ama acımasız saldırıların hedefi olacağını bildiği bir fikrin mütevazı bir tavırla yapılmış metodik (ve sık-
lıkla yorucu) bir açıklamasıydı. Bununla birlikte, görünüşe göre
Darwin jeolojik zaman meselesinin bilimsel eleştirilerden birinin
konusu olacağını aklına getirmemişti. 9. Bölüm'de şöyle yazıyordu: "Sir Charles Lyell'in, gelecekteki tarihçilerin doğa bilimlerinde
devrim yarattığını söyleyecekleri Jeoloji'nin İlkeleri üzerine o büyük