Başkaldırıyı seçenlere şükürler olsun çünkü yeryüzünün krallığı onların olacaktır, derdim her gün, Günaha giriyorsun, Belki, ama ne olursa olsun seninki kadar büyük bir günah değil, sen ki habil'in ölmesine izin verdin, Onu sen öldürdün, Evet, doğru, infaz eden kol bendim, ama hükmü sen verdin, Buradaki kanı
ben dökmedim, kabil kötülükle iyilik arasında seçim yapabilirdi, eğer kötülüğü seçtiyse bunun bedelini ödeyecek, Bağa giren de bağcı kadar hırsızdır , dedi kabil, Bu kan intikam diye bağırıyor, diye ısrar etti tanrı, Eğer böyleyse, sen de hem gerçek bir ölümle hem de henüz gerçekleşmemiş bir ölümle intikam alacaksın,
Daha açık konuş, İşiteceğin şey hoşuna gitmeyecek, Bu seni durdurmasın, konuş, Basit, ben habil'i öldürdüm çünkü seni öldüremezdim, ama benim niyetimde sen ölüsün, Ne demek
istediğini anlıyorum, ama ölüm tanrılara yasaktır , Evet, oysa kendi adlarına ya da kendileri yüzünden işlenen bütün cinayetleri
üstlenmeleri gerekir , Tanrı masumdur , eğer o var olmasaydı da her şey aynı olurdu, Ama ben, öldürdüğüm için, karşıma çıkacak herhangi biri tarafından öldürülebilirim, Böyle
olmayacak, seninle bir anlaşma yapacağım, Dışlanan biriyle mi anlaşacaksın, diye sordu kabil, kulaklarına inanamıyordu,
Habil'in ölümü için sorumluluk paylaşımı anlaşması diyebilir , O halde kendi suçluluk payını kabul ediyorsun, Kabul ediyorum,
ama kimseye söyleme, bu tanrı ile kabil arasındaki bir sır kalacak, Doğru değil bu, düş görüyor olmalıyım, Tanrılar karşısında
bu sık olur , Bunun nedeni, sizin niyetlerinize akıl sır ermemesi midir , öyle denir ya, diye sordu kabil, Benim tanıdığım hiçbir tanrı bu sözleri etmedi, niyetlerimize akıl sır ermediğini
söylemek asla bizim aklımıza gelmez, tanrısallıkla senli benli olma iddiasındaki insanların uydurduğu bir deyiş bu,