İşte böyle evlatlar ! Aşkın bir bela,bir bıçağın keskinliğini mahcup edecek kadar kanlı olduğu gerçeği aşikardır. Ama aşık olan kişinin etini bıçak kesmez; merhem bıçağın açmadığı deriye değil ,
bıçağın üstüne sürülür.
İnsan kendini bilmeye, etrafını saran boşluğu fark ettiği an başlar. Adını koyamadığı bu boşluğa tırnaklarını geçirir. Onu eksiltemediğini , yok edemediğini anlayınca direnmekten vaz geçer ve çevresini
eşyalarla,türlü uğraşlarla , ilimle, sanatla doldurmaya çabalar. Bir süre sonra anlar ki bunca şeye rağmen başını döndüren boşluk aslında dışında değil, içindedir.