Bu da sözüm ona Atatürk Lenin dostluğudur. Sovyet propagandasının ve Türk komünistlerinin bu uydurması bir ara bu memlekette geçer akçe haline getirilmiştir. Hemen söyleyelim ki böyle bir dostluk yoktur hiç mi hiç mevcut olmamıştır. O kadar olmamıştır ki milli mücadele sırasında Atatürk'ün Lenin'e yazdığı mektuplara Lenin tenezzül edip kendisi cevap vermemiş dışişleri bakanı Çiçerin'e cevap verdirmiştir.
Atatürk'ün Milli Mücadele sırasında Sovyetlerle kurmuş olduğu münasebetler ve bu münasebetleri Milli Mücadele'den sonra da devam ettirmiş olması Son 20 yıl içinde gerekse Sovyetler birliği gerek Türkiye'deki sol akımlar ve yayınlar tarafından bir hayli istismar edilmiştir. Neredeyse Atatürk Türkiye'de komünist bir düzen kurmak isteyen Marksist bir kahramanı haline getirilmiştir.
Halbuki gerçekler bunun tamamen aksidir. Atatürk Türkiye'ye komünizmi getirmek şöyle dursun aksine komünizme cephe almış ve gerek Milli Mücadele'de gerek Cumhuriyet döneminde Türkiye'de ortaya çıkan gizli ve açık komünist faaliyetleri bertaraf etmek için her türlü tedbiri almayı bilhassa dikkat etmiştir.
Atatürk büyük bir Türk milliyetçisidir.Atatürk'ün milliyetçiliğini inkar etmek Atatürk'ü inkar etmektir. Atatürk kendisinin Türk olması ile iftihar ettiği gibi Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini Türk milletinin iftihar prensibi haline getirmek istemiştir.
Atatürk," Benim hayatta yegane fahrim,servetim Türklükten başka bir şey değildir" dediği gibi "Ne mutlu Türküm diyene!" diyen yine odur. Atatürk'ün Türklük ve milliyetçilik konusunda daha pek çok sözleri vardır. Atatürk'ün Türklüğe ve Türk milliyetçiliğine olan bu bağlılık ve inancıdır ki milliyetçilik prensibini hem içerde hem de dış politikada hakim kılmıştır.