Hamide akın

Hamide akın
@Ertrft
2. Bölüm
Okul yıllarımda herkesin çantası vardı. Renkli, fermuarlı, yeni çantalar… Benimse çoğu zaman gerçek bir okul çantam olmadı. Kitaplarımı bazen sabun torbasına koyup okula giderdim. O torbayı taşırken utanır mıydım bilmiyorum. Çünkü çocuk insan bazen yaşadığı şeyin farklı olduğunu geç fark ediyor. Ama sınıftaki diğer çocukların çantalarına baktıkça içimde sessiz bir eksiklik büyürdü. Yine de okumayı seviyordum. Defterin ilk sayfasını açmayı, yeni kalemin kokusunu, öğretmenin tahtaya yazı yazmasını… Belki de o yüzden okul benim için başka bir dünyaydı. Yoksulluğun biraz sustuğu tek yerdi.
Çocukluğum 1. Bölüm
Çocukluğum köy yollarında geçti. Toprak kokusunun, soba dumanının ve yoksulluğun birbirine karıştığı yıllardı. Bizim evde her şey eksikti ama insan yine de çocukken bazı şeyleri oyun sanıyordu. Açlığı bile bazen anlamıyorduk. Kış akşamlarında eve bazen bir poşet portakal gelirdi. O portakal bizim için sıradan bir meyve değildi. Bayram gibi bir şeydi. Annem dikkatli dikkatli soyarken çıkan koku bütün evi doldururdu. Hepimize birer dilim düşsün diye küçük küçük ayırırdı. O anlarda kimse konuşmazdı. Çünkü bazı sofralarda sessizlik, yoksulluğun en büyük sesidir. Ben şimdi bile portakal kokusu duyunca çocukluğuma giderim. İnsan bazı kokuları unutamıyor.
Susmak yanlız lıgın ana dilidir
Ya Mur yagıyor yüregime
Kim kimi nekar anlaya bilir suların topraga sızıyor yüzümü örtüyor kimsenin kimseyi anlamadığı dünyada istemek yaşamın kıyısıdır dünya bir testi sızar yavaş yavaş insanın ömrü gerideyaşanan bir hayat kalır elinde içimde cam kırıklarıderin bir yanlızlık …….