Bir kadın tarafından ona mukavemet edilmiş olmasına felsefesince yalnız bir sebep buluyordu: Ahmaklık! Bihter'e temellük etmiş olmakla Peyker'den ne güzel intikam almış oluyordu. Şimdi ona gitmek, kulaklarına bağırmak istiyordu...
...Lakin bu muzafferiyeti yalnız Peyker'e söylemek kifayet etmeyecekti, bütün dünyaya haber vermek istiyordu ki o bugün İstanbul'un en güzel, en güzide kadınına maliktir.
Birden, son bir metanet hamlesiyle döndü: "Bırakınız beni..." Fakat Behlül bir şey söylemeyerek onu omuzlarından tutmuş, şimdi dudaklarının çılgın buseleriyle yüzünü, boynunu, dudaklarını, saçlarını örtüyordu.
Şimdi Bihter'e yaklaşmıştı. Dudaklarıyla saçlarına sürünerek bu karanlığın içinde daha ziyade samimiyet, daha fazla mahremiyet kesbeden, ricayla dolu sesi titreyerek...
...işte saatler kadar uzun görünen dakikalar geçmişti ki ne bir söz söylüyorlardı, ne de resimlere bakıyorlardı. Bu dakikalar uzadıkça ikisinin de kalbine bir korku titreyişi veren tehlike manası daha ziyade vuzuh kesbediyor gibiydi. Artık şuarada geçirilen masum birkaç dakika aralarında bir kabahat ağırlığıyla kalacaktı.