Koşmak yerine yürümek hatta durmak da gerekmez mi bazen? Durmadan nasıl fark edebilirim anlarımı güzelleştirecek detayları? Hiç durmadan koşarken nasıl bulabilirim kendimi?
Hiçbir şey yapmadan öylece durmak, atıyorum, sadece çekirdek çitleyip etrafı izlemek, hiçbir şey düşünmeden gökyüzüne bakmak, karşımdaki ağacın kaç yaşnda olabileceğine ya da pazardan dönen teyzenin ağır ağır sürüklediği arabasını kaça doldurduğuna kafa yormak, gerçekten isteyip istemediğimden emin olmadığım şeylerin peşinden koşmaktan çok daha fazlasını katabilir bana.
Anlaşılmayı beklediğim kadar anlamaya çalıştığımda, karşımdakilerin de benzeri bir çabaya girdiğini gördüm çoğu kez. Değer gördüğünü hisseden insan, karşındakine daha fazlasını verebilmek için daha fazla çabalıyor. Sesini bir duyan olduğunda sadece konuşmak yerine dinlemeye de başlıyor. Bir şeylerin kendiliğinden değişmesini beklemek ya da değişmeyen şeyler için yakınmak yerine, önce kendini değiştirmeli insan.