Ama çocuk gibi mızmızlanmak, sızlanmak hassas olmamızla değil; duygusal olgunluğumuzla, duygularımızı düzenleyemememizle ilgilidir. Bir insan hem hassas hem kendinden emin, kişisel sınırlarını koruyan ama diğerlerinin sınırlarına da özen gösteren, kararlı bir centilmen, hanımefendi olabilir.
Karşımdaki hassas ve becerikli biriydi. Hiç de kırılgan ya da güçsüz bir hali yoktu. Aksine çıkabilecek bir krize karşı hazırlıklı ama bunu engelleyecek kadar işine hâkim biriydi.
Eğer bir davranışı sık sık yapıyorsak buna artık "hata" diyemeyiz. Şimdiye kadar böyle olduysa, bugünden itibaren durdurmamız gerekir. Çünkü "Ben kızayım, inciteyim, ezeyim, kendini kötü hissetsin, sonra da özür dileyeyim" tutumu, çocuğun özdeğerini sarsar. Kendinden, sevilmeye değer biri olup olmadığından şüphe duyar. Bu durum geleceğini de ipotek altına alır. Çünkü incitilmesi, kendisine kötü davranılması çocuk için olağan hale geldiğinde başkalarının da kendisine bu şekilde davranmasını kabul edebilir. O yüzden incinmesin istiyorsak - ki hepimiz istiyoruz - o zaman incitmeyeceğiz.