Zor bir ailede büyümenin bedelleri illaki oluyor ancak geçmişin pasif kurbanları da değiliz artık. Gözlük numaramız bizim kontrolümüz dışında yanlış belirlenmiş olabilir. Hatta dünyaya uzun zaman bu yanlış numarayla bakmış da olabiliriz ama o camı değiştirmek, bugünü ve geleceğimizi şekillendirmek için değişim yaratma gücümüz var.
Çocukluk dönemindeki temel duygusal ihtiyaçlarımızın karşılamaması, hayata bakışımızdaki netliğin kaybolmasına, durumları olduğu gibi değil de inandığımız gibi görmemize neden olur. Çünkü çocukluk hayata, kendimize, başkalarına, ilişkilere dair inançlarımızın oluştuğu, dünyaya nasıl bir gözlükle bakacağımızın belirlendiği dönemdir. Aslında geçmişin duygusal mirası, geleceğimizin haritasını oluşturur. İyi haber şu: Bu harita değişebilir. Yeni, olumlu yaşantılar ile iyileştirici duygusal deneyimlerle kendimize yeni haritalar çizebiliriz. Bu değişimi mutlaka siz de deneyimlemişsinizdir.
Ama geçmişle şimdi arasında bir fark var; artık yetişkiniz ve hayatımızın kontrolü bizde. Bunları görüp müdahale edebiliriz. Yani geçmişte olan şey bizim kaderimiz değil.