Bu kitaptan ne çıkarıyorsunuz değil, bu kitap sizi neyin içinden çekip çıkarıyor? Okumak- kelimenin en iyi anlamıyla- bir tür kaçınmacılıksa, o zaman insan okuyarak neyden uzaklaşmak istediğini keşfedebilir demektir.
“Yozlaşma karşısında azami adaleti sağlayabilmek için kendi masumiyetini koruman gerekir: Değerli bir şeye ihanet edip etmediğinin kendi içinde daima ayırdında olmalısın.”
Freud’un “bastırma” dediği durum, bir şeyin içine o şeyden çıkıp giderek girilmesidir(nevrotik kişi kendini sürekli kaçmaya çalıştığı yerde bulur; hedefine sadece onu görmezden gelmeye çalışarak varabilir). Bastırma kendimize deneyimleme izni vermediğimiz deneyimlere yaptığımız şeydir. Tekrar başımızı ağrıtmasınlar diye onları bir kenara kaldırırız.
Bir sözleşmede ve hatta ilişkide cayma maddesi aranıyorsa, daha iyi bir şey çıkma olasılığı göz önüne alınıyor, hesaba dâhil edilmesi icap eden daha iyi bir şey olabileceği biliniyor demektir. Bu olasılığı resmiyete dökme ihtiyacı en basit düzlemde şu anlama gelir: En çok istediğim şeyi – onun ne olduğunu bilmesem de – henüz elde etmemişimdir. Ve şüphesiz, daha iyilerinin sırada bekliyor olabileceğini varsaymak iyimserlik içerir. Cayma maddeleri yetersiz bir bağlılığa işaret etmenin yanı sıra geleceğe ilişkin bir açıklığın da teminatıdır. İster resmî sözleşmeyle belirlenmiş ister kendi düşüncelerim özelinde teyit edilmiş olsun, cayma maddem kendi arzumun belirsizliğine işaret eder. Muhtemelen bir tek Tanrı böyle şeylere ihtiyaç duymaz.
Çekip gittiğimizde, sanki çok biliyoruzdur: Kalırsak neler olacağı hakkında, bilebileceğimizden çok daha fazlasını biliyormuş gibi davranırız. Kendimizi belli şeylerden kurtarmak adına gelecekle ilgili her şeyi biliyormuş numarası yapmamız gerekir ve bunu kabul etmek illa zulme(mazoşistçe) katlanılmasını öğütlemek değil, seçenekler hakkında farklı şekilde düşünmektir. Bazen, belki de farkına vardığımızdan daha sık, yaşadığımız deneyimlerden ziyade yaşamadığımız deneyimlerle ilgili bilgiye sahipmişiz gibi sürdürürüz hayatımızı.