Oysa şair sözüne gücenmek olmaz. İnsan bir kere şiire gücenecek olsun. O zaman eyvah ki, şair milletini tümden yeryüzünden silmek gerekir. Şiir, insanı sarsmak için vardır. Misal uzanıp yatmışsındır ama uyanman gerekir, o zaman işte, şairin dediğine gelir ve uyanırsın.
İnsan olan insan onurlu olacak arkadaş. Sömürü düzenini içine sindirmeyecek. Biz bunu istemiyoruz ulan, diyecek. Sen kimsin, diyecek. Soru soracak. Senin o imrendiğin padişahlık düzeni yok oldu gitti diyecek. O düzeni Kemal Paşa elinin tersiyle silip attı, yok etti, diyecek. O devirler bitti ve de bir daha geri gelmez. Gelmez.
Yine de, yani kahramanların gerçek oluşu bir yanılsama da olsa yani, bu da bir şey değil miydi? Yani diyelim bir romanı açıyorsunuz. Bir kahraman size o kadar dokunuyor ki, onu artık aileden biri, bir arkadaşınız olarak görmekten alamıyorsunuz kendinizi. Romanı bıraksanız da onu, sözgelimi Çiçikov'u yanınızda taşıyorsunuz. Neden? Çünkü sıkıştığınızda anımsayacaksınız onu. Sorular soracaksınız. Başınızı çevirip ona bakacak ve. Söyler misin, Çiçikov, bu köylülerin hali ne olacak, diye soracaksınız. O da sizi gerçekten yanıtlayacak. Az şey midir bu? İşte, onun sizde yarattığı değişim, yenilik gerçek olduğuna göre, artık bu türden roman kahramanlarına da gerçek diyebiliriz. Neden? Gerçek bir insana etki ettiği için. Bizim bu somut yaşamımıza dokunma becerisini gösterebildiği için.