Bazen evrenin bir mucize olduğunu düşünüyordu ama bunu dile getiremiyordu. Bir çobanın tutkuları olması gerektiğini de düşünüyordu. Bunu da dile getiremiyordu. Bu tutkuları dizginleyen şeyin ne olduğunu merak ediyordu. Sıradanlık duygusu mu? Ne?
Nedim Usta, kitaplarda yazılanların bir hazine haritası olduğunu söylüyordu. Her satır, her kelime birer ipucuydu. İpuçları biriktikçe harita okunabilir hale geliyordu. Şifre çözülüyordu.
Çok kitap okudum," demişti geçen hafta. "Ama hayatta herhangi bir şeyi başarmak için mi okudum, yoksa başaramadığım için mi okudum, bilmiyorum. Benimkisi herhalde müzmin tembellik. Yapmaya, fiiliyata gönlüm yokmuş; yalnızca düşünmeye ve hatta yalnızca anlamaya gönlüm varmış. Belki de, bilmiyorum, gücüm yokmuş. İnsan yapmalı mı, yoksa yalnızca düşünmeli mi? Bu nahiyede hepimiz harap oluyoruz; ne yapıyoruz ne de düşünüyoruz. Ot gibi! Öküzün içinden geçiyoruz."