Yaşamlarımızda bize nasıl seveceğimizi öğreten biri olup olmamasından bağımsız olarak öğreniyoruz sevmeyi. Sevmek nefes almak gibi içgüdüsel bir şey ama sevgimizi kimseye vermek zorunda değiliz. Eğer istersek, nefesimiz gibi içimizde tutabiliriz. Ama sonsuza kadar değil. Çünkü sonra canımızı acıtmaya başlar.
Hepimiz yalnızca bambaşka hayatlarda olabileceğimiz insanların yankıları mıyız diye düşünmeden edemiyorum. Hayatın kumaşındaki bir kırışıklığın yan ürünleri.
Birini sevdiğinde bir düğmeye basıp birden bire onu sevmekten vazgeçmiyorsun. Eskiden sevdiğin birinden şimdi nefret etsen bile içinde ona karşı bir parça sevgi kalıyor. Sevgi nefretin büyümek için ihtiyaç duyduğu toprak gibi.