“Ben tevekkül dolu bir beklenti içinde kendi kendime yaşayıp giderken herhangi bir şeyin gerçekleşmesi ihtimalini zamana ya da tesadüflere bırakamayacağımı hissediyordum. Ya bu adam bana içinden gelerek ve bütünüyle, herhangi bir engel, herhangi bir kayıt şart olmaksızın geri dönecekti ya da ben onu terk edecektim.”
“İnsan böyle şeyleri bilir. Her şeyi, bütün kaderimizi sezeriz. Böyle bir mutluluğun, bu küçük oğlanın içinde barındırdığı kadar fazla güzellik ve sevginin benim payıma düşmeyeceğini biliyordum.”
“Artık benim için ne yakında ne uzakta hiç kimse yoktu. İnsan bu kadar çok sevmemeli, kimseyi bu kadar çok sevmemeli, kendi çocuğunu bile. Her sevgi, hat safaya varmış bir bencilliktir.”
“Okumak onun için kutsaldı; basılmış kelimelere, tıpkı rahiplerin kutsal metinlere ettikleri gibi hürmet ediyordu. Resme yaklaşımı da böyleydi; müzeye, tiyatroya, konsere bu zihniyetle gidiyordu. Bütün bunlara hakiki bir ilgisi vardı. Ruha hitap eden her şeye ilgisi vardı.”