Her normal, sağlıklı insanın içinde değişik sesler vardır. Bu sesler içimizdeki çocuğun dünyasının dile getirdikleri kadar içimizdeki anne babanın da dileklerini dile getirirler. İç anne baba gerçekçi, deneyimli, ciddidir ve sonuca yöneliktir. İç çocuk hayal doludur, masallar ve efsaneler onların yaşamının bir parçasıdır. İç çocuk oyuncudur; enerji küpüdür; şevk, heyecan ondan gelir ve sonuca değil sürece yöneliktir. Başkasının ne diyeceğine önem vermez, onun için önemli olan yapmakta olduğu faaliyetin coşkusudur. İç çocuk bizim enerji istek ve haz depomuzdur. Onun sesi kaybolduğu zaman yaşamanın zevki de kaybolur.
..."Korku merkezli din anlayışı"; insanın kötü bir yaratık olduğunu, sürekli gözetlenip davranışlarının korkuyla yönlendirilmesi gerektiğini savunur. Bu zihniyet içinde hareket eden anne baba ne kendilerine ne de çocuklarına saygı duyarlar; onlar için anlamlı olan yegane şey, anlamadıkları ve kendi yaşamlarında gerçekliği, temeli olmayan empoze edilmiş kurallar ve özellikle yasaklardır. Bu kuralların ve yasakların dışında her şey günah olacağı için yaşamla ilişkilerini yitirmişler, bir anlamda programlanmış robotlara dönmüşlerdir.
Okul düzenimiz çocuğun kendine özgü yeteneklerini bulup bu yetenekleri geliştirecek yerde, bazı kişilerin daha önceden belirlemiş olduğu ve çoğu kere çocuk psikolojisi ile ilgisi olmayan bazı ölçütlere göre değerlendiren bir düzendir.