Onun,ayağının altındaki toprağı,başının üstündeki havayı,dokunduğu her şeyi,söylediği her kelimeyi seviyorum…Her bakışını,her hareketini,onu bütünüyle,tümüyle seviyorum.
Bizler ne değersiz,fırıldak gibi dönek insanlarız!Her türlü toplum bağlantılarından uzak kalmayı kararlaştıran ben,istesemde böyle bağlar kurmama imkan olmayan bir yere geldiğim için Tanrı’ya şükreden ben,zavallı sefil yaratık,yalnızlıkla,sinir bozuculuğuyla ancak akşamın alacakaranlığına kadar mücadele edebildim.
O,benimle ilgilenmedikçe,gerçek bir tanrıçaydı.Aşkımı asla sözlerle açıklamamıştım ama,bakışların da bir dili varsa,dünyanın en aptal insanı bile benim bakışlarımdan ona deli divane olduğumu anlayabilirdi.