Bana öyle geliyor ki gerçeği bulmak isteyen, hayatı bütünüyle ve farkındalıkla yaşamak isteyen biri olasılıklara, gizeme ve harekete, yolculuğa ve değişime kucak açmalı çünkü bunun içindeki evrenselliği bulduğunda, kendine de buluyorsun. Sürekli hareket halindeki kendini. Kendinden vazgeçerek kendine ulaşıyorsun. Kendimize söyleyip durdunuz tüm basit şeylerin yanlış olabileceği olasılığına her daim açık olarak.
Öteden beri sevdiğim en ilginç, beni en duygulandıran gerçek hepimizin yıldız tozu olduğudur. Tüm evren içimizde. Bizdeki tüm elementler yıldızlarda da var.
Aşkın nadir bulunan bir şey olduğu söylenir. Ben bundan çok emin değilim. Esas nadir bulunan, aşktan daha da çok arzuladığımız bir şeydir. Anlaşılmak. Eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor. Böyle insanlar kendi zihinlerinde yarattıkları, sen olduğunu zannettikleri bir fikre aşık oluyorlar. Onlar aşka aşık. Kendi aşık hallerine; ama anlaşılmak. Yalnızca o da değil anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra kabul edilmek. Mühim olan bu.
Birini tanımaya giden en hızlı yolun kitaplığındaki şeylere bakmak olduğunu düşünmüşümdür hep. Özellikle dekorasyon amaçlı havalı bir şey değil de, dürüst bir kitaplıksa.