Şunca ömründe gülmek istedi
Bir demet gül de olurdu
O mevsim hiç gelmedi
..
Herkes gördü
Gözlerinde devrilmiş bir gece bir kuyu bir ülke bir masal vardı
Şoray’ın yarattığı karakterlerin yüceliği, onun sevdayı reddetmesiyle de doğrudan ilişkilidir. Hem Vesikalı Yarim (1968) hem de Selvi Boylum Al Yazmalım’da (1977) çok sevse de aşkının peşinden gitmeyen bir Şoray vardır seyircinin karşısında. Şoray, aşk konusunda alabildiğine sevdalı alabildiğine hoyrattır. Bir yanı sevdiğinin yanında yürümek isterken bir yanı durmasını ve arkasını dönüp gitmesini ister. Şoray da gün sonunda kalbini değil de aklını dinler. Seyirci, Şoray’ın en çok bu yönüne inanır.
“Gerçekte yaşananlar farklıydı, farklı kimlikte kadınlar vardı, edilgen değil etken, ezilen değil ayakta duran.. Hayatta sadece aşk acısı yoktu, yaşanan başka acılar da vardı.”