عليناl

عليناl
@Evanescencee
•Yüreğini kolla Aureliano, ölmeden çürüyorsun..
“Aslında hepimiz birer böceğiz.”
8/10
·78 syf.··
2024 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2024 20:26
"Gregor Samsa bir sabah bulantıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağına dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu." İşte bu cümle, 1914'te Çekoslovak Yahudisi Franz Kafka'nın nişanlısı Felice Bauer'i etkileme amacından çok öteye geçti. Gregor onlarca bacaklı bir böceğe dönüştüğünü gözleriyle gördüğünde aklına gelen ilk şey, kabus gördüğü yahut lanetlendiği değil. Onun derdi sabah 5 treniyle ulaştığı işine gitmediği için patronunun ona öfkelenmesinden ibaret. Burada Gregora öfkelenip “Adam sende, böceğe dönüştün ve bu durumdan kurtulmak yerine işi mi düşünüyorsun!?” Diyebilirsiniz. E tam bu noktada şöyle bi düşünmeniz gerekir: “O Bir İnsan mıydı ki?” Gregor sabahtan akşama kadar trenlerde yolculuk yapmasını, düzensiz, az maaşlı ve sevmediği işinde ailesine bakmak için çalışmaya nasıl mecbur olduğunu okurla paylaşıyor. Öykünün daha başında bir insanın böceğe dönüşüvermesinin dehşetiyle dolması gereken sayfalar, Gregor'un aslında eti, sütü ve gücü için beslenen bir işçiden farksız olduğunu ve bizim de bir böcekten farkımız olmadığını anlatıyor bizlere.. Kafka kitabının daha ilk sayfalarında bile hikayenin kendisinden çok arka metnini okuyabilen okuyucularına, "Gregor Samsa, zaten bir insan değildi ki, onun böceğe dönüşmesine neden şaşıyorsunuz?" diyor bir nevi.
DönüşümFranz Kafka · Aperatif Kitap Yayınları · 2020267,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“..Ve sonunda hem sen acı çektin.. hem de biz..”
Puan vermedi
Babaya Mektup, Franz Kafka'nın babası Hermann'a yazdığı mektuptur. Kafka bu yapıtta babasının kendisini psikolojik yönden istismar ettiğini öne sürmektedir. Kafka 45 sayfalık mektubu babasına ulaştırması için annesine teslim etmiş, ancak annesi mektubu oğluna geri vermiştir. Kafkanın babasıyla olan ilişkisini kitabın adından bile anlayabilirsiniz.. “Babama,” değil, “Babaya mektup..” kitapta, bir babanın küçücük bir tebessümü ile çocuğunun onu bir kahraman gibi görmesi, ufak bir sinir gösterdiğinde bunun çocuğunu nasıl hırpalayıp üzdüğünü gördüğümüzde aslında babanın evlat üzerinde ne derin izler bırakabileceğini de fark ediyoruz aslında. Kitap altı çizilesi ve Kafkaya kocaman sarılmak isteyeceğiniz binlerce cümleyle dolu.. - özellikle Kafka sırf “Su istiyorum.” diye ağladığı için babası onu avluya bakan balkona bırakınca sana kocaman sarılmak istedim.- Kafka yer yer “Belki ben çok hassasım, senin de haklı olduğun yerler var.” Gibi mesajlar veren şeyler de söylüyor babası hakkında. Kendi duygularında bile suç arıyor noktaya gelmiş yani.. O küçük çocuğun eline dokunup “bunlar bir çocuk olarak düşündüklerin değil hissettiklerin.. ve hisler yönetilemezler..” demek isterdim.. Kendi çocuğuna sarılıp, “Sen gerçekten istediğinde her şeyi başarabilirsin. bu süreçte yorulabilirsin ama kollarım senin için her zaman dinlenme yeri olacak..” demek neden bu kadar zordu?
Babaya MektupFranz Kafka · Panama Yayıncılık · 201753,9bin okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2023 14. kitabı
Bu kitabı görmeyen, duymayan kalmamıştır diye düşünüyorum. Özellikle 1k’ da. Kitabı almaya karar vermek için o kadar sebebim vardı ki. Kitabın alıntıları keşfetimi ele geçirmişti, kitabın adı zaten seveceğimin garantisi gibiydi.- psikolojik eserlere bayılırım.- Üstüne bir de kitabı okuyanların bir dönem intihar ettiğini öğrenince kitabı hemen aldım :) Ama kitabı bitirdiğimde hayal kırıklığına uğradım. Gerçekten yazarı hissetmek için uğraştım, müzik dinleyerek okudum, sessiz bir ortam buldum ve okudum ama yine de o duyguyu bir türlü yerleştiremedim ruhuma. Bazı alıntıları güzel gerçekten, ama bazı yerlerde o kadar şişirilme bi duygu hissettim ki. “Tamam artık.” Dedim.” Seviyorsun anladık.” Zorlukla bitirdim. Konusu falan fena olmasa da abartıldığı kadar güzel olduğunu düşünmüyorum. “Nazik genç adam! Sevmek insanca bir şey, ancak insanca sevmeyi bilmek lazım.”
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Puan vermedi·488 syf.··
2023 7. kitabı
Ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan Isabella,1901 yılında eşiyle birlikte o çok kıymetli hediyeyi Avustralya parlamentosuna teslim etmek üzere bir gemi yolculuğuna çıkmak zorundadır. Ancak gemi Queensland sahilinde batar ve bu kazadan sağ kurtulan tek kişi Isabella'dır. Öncelikle kitapta fazlaca betimlemeler mevcut. Betimleme seven bana bile bir yerde fazla geldi fakat kitap sürükleyici ve merak uyandırıcı olduğu için okurken ona çok takılmadım. Var olan betimlemeler kitabın sonunda fazla yoktu. Finalde daha ayrıntılı bi anlatım beklerdim. İki sayfaya sığdırılmış olması bana az geldi. Konusu üslubu itibariyle güzel ve akıcı bir kitap. Hafif kalın olmasına aldanmayın. “Bilemeyiz, belki de karanlıklardır bizi ışığa kavuşturan ve o ışığa tutunmamızı sağlayan.” “Oysaki iyileşmek bir nevi unutmak demekti..” “Ömrümüzde böyle acı günler görecek kadar uzun yaşatmamızın şerefine” Juliet gözyaşlarını tutmaya çalışarak güldü. “Evet, sanırım haklısın. Sert rüzgarlarla hırpalanıyor olsak bile en azından hala buradayız.” “Ve rüzgarın yönü her an değişebilir. Havalar güzelleşebilir. Evet, en azından hala buradayız.”
Deniz Feneri KoyuKimberley Freeman · Arkadya Yayınları · 20151,941 okunma
İşaret bıraktığım yer spoiler içerir
Puan vermedi·240 syf.··
2023 4. kitabı
Bana hediye gelen ve atmayı düşündüğüm bir kitabın beni böylesine etkileyeceğini kesinlikle düşünmüyordum.- sana hediye gelen kitapları atıyor musun? - demeyin lütfen. Geçerli nedenlerim vardı, kitap çok eski ve yıpranmış görünüyordu, ama içime gelen bir hisle kitaba başladım. Okudum, okudum, okudum.. kitabı elimden bırakamadım. Çok sevdiğimi söylediğim kitapları bile bir oturuşta bitirememiştim. Sonunda ise evimin balkonunda saatlerce ağlamıştım. Yazarın öyle bir dili var ki resmen kitabın içine çekiyor sizi. Şimdi eski olduğunu düşündüğüm ve atacağım kitabı kitaplığımın en özel yerinde saklıyorum :”) İlahi aşkı öyle derinden hissettirdi ki bana “Ben ne yapıyorum ya” dedim kendime. “Ben bu dünyada ne yapıyorum?” * Kitaptaki karakterimiz Poyrazın inzivaya çekildiği süreçteki yaşadıklarını resmen kendim yaşamış gibi olmuştum. Ve inzivadayken büyük Bilgelerle konuşması sanki onlar evindeymişcesine sohbet etmesi, birbirlerinin sözlerini karşılaştırması beni etkileyen sahnelerden biriydi. * Kitabın sonunda da sevgili yazarımız bir notlar bölümü koymuş. Gerçekten de bu bölüme kitabı okuduktan sonra yazacak çok şey vardı. Ben ağlamaktan yazamadım, çok sonra doldurdum o kısmı :”) Özet olarak söylemek gerekirse kitabı okuyun, okutturun.. ve son olarak bir kitabı asla eski ve yırtık diye benim gibi atmayı düşünmeyin, benim artık en sevdiğim kitaplar eski ve yırtık olanlar çünkü:) “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.” “Ama sonuç aynı, doğuyoruz ve ölüyoruz.. kimse daha fazlasını yapabilmiş değil.”
Seni Sevmek Sonsuzluğa DokunmakBilal Karabulut · Destek Yayınları · 201475 okunma