"Gregor Samsa bir sabah bulantıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağına dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."
İşte bu cümle, 1914'te Çekoslovak Yahudisi Franz Kafka'nın nişanlısı Felice Bauer'i etkileme amacından çok öteye geçti.
Gregor onlarca bacaklı bir böceğe dönüştüğünü gözleriyle gördüğünde aklına gelen ilk şey, kabus gördüğü yahut lanetlendiği değil. Onun derdi sabah 5 treniyle ulaştığı işine gitmediği için patronunun ona öfkelenmesinden ibaret. Burada Gregora öfkelenip “Adam sende, böceğe dönüştün ve bu durumdan kurtulmak yerine işi mi düşünüyorsun!?” Diyebilirsiniz.
E tam bu noktada şöyle bi düşünmeniz gerekir:
“O Bir İnsan mıydı ki?”
Gregor sabahtan akşama kadar trenlerde yolculuk yapmasını, düzensiz, az maaşlı ve sevmediği işinde ailesine bakmak için çalışmaya nasıl mecbur olduğunu okurla paylaşıyor. Öykünün daha başında bir insanın böceğe dönüşüvermesinin dehşetiyle dolması gereken sayfalar, Gregor'un aslında eti, sütü ve gücü için beslenen bir işçiden farksız olduğunu ve bizim de bir böcekten farkımız olmadığını anlatıyor bizlere..
Kafka kitabının daha ilk sayfalarında bile hikayenin kendisinden çok arka metnini okuyabilen okuyucularına,
"Gregor Samsa, zaten bir insan değildi ki, onun böceğe dönüşmesine neden şaşıyorsunuz?" diyor bir nevi.