Aşk kuşkusuz bütün yanılsamaların en ciddisiydi; vazgeçemediğiz, bizi içimizden kavrayan bir hastalık. Yolda insanlarda aşkın yerini tutabilecek bir şey olup olmadığını düşünüyordum. Edebiyatı, müziği, şiiri severken de bu sevincin aynı yoğunlukla ortaya çıktığı hissedilebilir miydi? Aynı ateşte yanmak mümkün müydü? Sürekli beklenti halinde olmamak mümkün müydü? Bence yalnızca yaratma bu sevinci doğurabilirdi. Ama o halde kelimeler neden benden özsuyummuş gibi, kanım gibi çıkmıyordu?
Eğer en biçimsiz şey bir diktatörse, her şeye rağmen ve bedeli ne olursa olsun güzelliğin ortaya çıkışından her birimiz kendimiz için ve herkes karşısında sorumluyuz.