Adalet ve doğruluk dediğimiz, insanın karakterinde en çok değer verdiğimiz şeyler aslında insanın sosyal ihtiyaçlarından doğan koşulların yerine getirilmesinden başka bir şey değildir.
Cinsiyet eşitliği hem tekil düşünceyi dayatıyor hem de farklılıkları imha ediyor. Tekil düşünce tek doğruyu mutlaklaştırır, herkese dayatır. Dünyevidir ve maddidir. Bundan dolayı da oldukça katı ve şiddet üreten bir boyuta sahip. Tek hakikat, eşitlikçi cinsiyettir diyor.
Annemin kanaatine göre, kadınların hayatı erkeklerden gelen fenalıklarla daima bir mücadele halinde geçer. Bunun sonu yoktur. En başarılı kadınlar bile saadetlerini sevgisinde buldukları erkeği zapt ve idare için mücadele etmek mecburiyetindedirler. Ve en son mesut görünen erkek bile, yeni bir gönül macerası geçirmek için can atar.
Göçmen kuşlar gibi her mevsim bir kalbe akıp giden bir erkekle hayata girmektense, küçük bir kriz geçirip asıl büyük tehlikeden, mutsuzluktan kurtulmak daha yeğdi.