Aşk nedir? Herhalde bu soru, insanoğlu var olduğundan beri sorulan ve dünyadaki insan sayısı kadar farklı cevabı olan bir sorudur. Ben de bu soruyu kendime yönelttim: “Eyzım, sence aşk nedir?” Bunu tanımlayabilmem için önce aşkın bana neler hissettirdiğini bilmem lazım. Bence aşk, karşılıksız olandır. Aşk; acı, keder ve üzüntüdür. Bu söylediklerim deneyime mi dayanıyor, bilmiyorum ama bence aşkın içinde mutluluk aramak ve bulmak bana pek mantıklı gelmiyor. En azından benim aşk tanımımla uyuşmuyor.
Aşk, mantıksızdır. Mantığını devre dışı bırakmaktır. Aşk, ruhunun başka bir ruha görünmez zincirlerle bağlanışıdır. Aşk ızdıraptır. Aşk, kıyamamaktır. Günün her saati onu düşünmektir. Kendini onunla birlikte daha da çok sevmektir. Bu söylediklerim kulağa kolay ve hoş gelmeyebilir. Değildir de zaten. Çünkü aşk, yürek ister. Bu yükü her yürek de kolay kolay taşıyamaz.
“Her nefis ölümü tadacaktır.” ayetinden yola çıkarak, “Her nefis aşkı da tatmalıdır.” diyorum. Çünkü sonsuz olmayan bir dünyada, birine karşı sonsuz duygular beslemek, herkese nasip olacak bir şey değildir.