"Dışımıza çıkarmamıza izin verilmeyen, ağzımıza bir kilit vurularak içimize hapsedilen sesler içimizde büyüyor ve başta minik bir fısıltı halindeyken sonradan bir çığlığa dönüşüyor."
"Kol kırılır yen içinde kalır.” mesela. Kol kırıldı kimselere göstermedik, acı çektik kimselere söyleyemedik. Attığımız sessiz çığlıkları duyan kimse olmadı haliyle. En yakınımızın kulağına usulca “Kolum kangren oluyor galiba.” dedik. “Boş ver olsun. Sen yine belli etme.” dedi. Sonunda kol kangren oldu kesip attılar."