Fırat DOĞAN

Fırat DOĞAN
@FIRATDOGAN
Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir. Küçük Prens
Menfaat karşısında küçülenlerden, büyük yetişmez!
… Bir gün de bu köye hücum eden bir kolağası ile kuvvetlerini köylüler kuşatmışlar, öldürmek üzereydiler. Mustafa Kemal biraz arkadaydı. Tam vaktinde yetişti. Köylüler etrafını alıp kolağasını ona bağışladılar. Kıta başındakiler yine hayli para vurmuşlardı. Ona da bir pay vermek istiyorlardı. Onun için ise ya şerefle gelecek zamanlara doğru gitmek yahut o yaşta lekelenmek vardı. Menfaat karşısında küçülenlerden, büyük yetişmez. Doyum payı alıp almamakta kararsız bir arkadaşına sordu: Bugünün adamı mı olmak istiyorsun, yoksa yarının mı? Elbette yarının. Öyleyse elbette pay alamazsın…
Sayfa 52 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam
Bizde dürüstlük ve şeref Atamızdan yadigâr
… Havran halkı bir veya iki gümüş mecidiye, bir veya birkaç altın lira vererek kendilerini kurtarabiliyorlardı. O vakit orada bulunan subaylar ikiye ayrıldılar: Soymak için birleşenler! Mustafa Kemal ikincilerin başında idi.
Sayfa 51 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
… Hepsi inkılap uğruna ölmekten söz ederken Mustafa Kemal: Mesele ölmekte değil, ölmeden idealimizi gerçekleştirmektedir, diyordu…
Sayfa 49 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
… Medrese yobazlarının manevi baskısı altındaki halk yığınları ise, kurtuluşu ta yedinci asırdaki şeriat şartlarına kavuşmakta arar ve başımıza ne geldi ise Kur'an yolundan ayrılmış olmamızdan ileri geldiğini inanarak söyler. Ayaklanıp Nizam-ı Cedid'ten beri Batılılaşma yolunda neler yapılmışsa hepsini yıkmak için fırsat bekler. Ordu aydınlarında bir uyanış vardır. Onlara göre de baş çare saray istibdadını yıkıp memleketi meşrutiyet rejimine kavuşturmaktır. İşte Manastır Lisesi'ni bitiren Mustafa Kemal bu ortam içinde yetişti ve ciğerleri bu ortamın zehirli havası ile dolu, İstanbul'a gitti…
Sayfa 32 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
… Tarım durumu bundan da kötü. Eskiden mahsullerinin yarısını İstanbul'a getirmek zorunda bulunan Boğdan, Eflak ve Mısır'ın, bu büyük zahire ambarlarının kapanmış olmasından hayat pahalılığı durmadan artmıştır. Hükümet kendi kendine tespit ettiği fiyatlarla satın aldığından memlekette kimse tarımla uğraşmak istemez. Zorla satın almalar bu Türkiye'de, yangın ve vebanın ikisi bir arada olmasından daha büyük bela. Bu yalnız refahı yok etmekle kalmaz, refahın kaynaklarını da kurutur. Böylelikle hükümet 800.000 nüfuslu bir şehrin kapılarından bir saat ötede uçsuz bucaksız verimli topraklar ekilmeksizin dururken, buğdayı Odesa'dan satın almak zorunda kalır…
Sayfa 30 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam