1918 Aralık’ında bütün ekonomi, bütün iç ve dış ticaret, bakkallığa kadar çarşı esnaflığı, kadrolarında bir tek Türk bulunmayan banka ve imtiyazlı şirketler, hepsi Hıristiyan, yahudi veya ecnebi idi. Su, ışık, gaz, her türlü ulaştırma, telefon, rıhtımlar ve limanlar, fenerler, hepsi yabancıların elinde ve Türk halk yığınları medrese eğitimi altında, vicdan ve kafa karanlığı içinde idi.
Rahmetli Rauf Orbay, ki Atatürk’le dargın ölmüştür, son yıllarında eski Terakkiperver Cumhuriyet Partisi paşaları ile bir toplantısında:
“Şunu itiraf etmeliyiz, demişti, eğer hiç birimiz olmasaydık, Atatürk yapılanı gene yapardı, ama o olmasaydı hiç birimiz yapamazdık.” İngilizler de bunu sezmişlerdi.