yapacak bir şey yok
bir yol tükenmeyi isterse, yolcu
vardığı her yerde yokluğu bulur
yapacak bir şey yoktur; bir yıldız
ışığı kendinden bilirse, hayat
gariptir, sessizdir, âmâ ve Issiz
abartısız
bozkır bir böceğe bakarken
ayna vardır ellerinde gecenin
saraylar isteme benden
kuramam der mizraba ozan
abartısız severim seni, umutlanırım
bahçemde hafızası ölü bir kâhin ağlar...
Seni tebrik ediyorum ey kahır
abartısız sevmeyi öğrettin bana..
O bebek biraz daha büyüdüğünde, bize gemilerin nasıl suyun üstünde durduğunu soracak. Biz de muhtemelen, suyun kaldırma kuvveti olduğunu, bunun bir kanun olduğunu, geminin suyun üstünde
gitmesinin "son derece normal" olduğunu söyleyerek hayretine bir iğne batırmış olacağız. İçimize işleyen determinist-naturalist eğitim sistemi de neye dokunsa hayretlerimize iğneler batırıp söndürmüştü zamanında. Oysaki, “Allah yeryüzünde her şeyi bir ölçü (kanun) ile
yaratmıştır. Her şeye akılalmaz incelikte ölçüler, oranlar, kanunlar koymuştur." desek yine anlardı. Hem de tüm tabiatın onun gücü karşısında diz çöktüğünü anlayarak hayretini büyütmüş olurdu..