Selinay Sandra Şentürk

Selinay Sandra Şentürk
@Fathersprincess
“Feministim. Erkek muhabbet isteklerine kapalıyım. Zihinsel sığlığa tahammülüm yok ,zihinsel derinlikle ilgileniyorum. (Avukat)
Yazar adayı hukukçu
Hukuk fakültesi
32 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Bazen zorlandığın şey birinin, adaletsiz ve duyarsız olduğunu düşünmen değildir. Zorlandığın şey, diğerlerinin bunu görmemesidir.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Boş zamanında matematik çözen biri, hayatta “yangın söndürmüyordur”. Zihni hayatta kalma modunda değildir.
1000Kitap
Şehir, metalik bir iniltiyle genleşiyordu. Tramvay rayları, ıslak asfaltın üzerinde paslı birer yara izi gibi uzanıyor; kalabalık bu yaraların üzerinde, birbirine çarparak, birbirini görmeyerek akıyordu. Kimsenin kimsenin yüzüne bakmadığı, herkesin bir yere yetişirken aslında hiçbir yere varamadığı o gri saatlerdi. Anderson istasyona indiğinde, şehrin o meşhur, pırıltılı vitrininden çoktan düşmüştü. Başında kenarları tüylenmiş, rengi solmuş koyu bir bere vardı. Günlerdir taranmamış saçları berenin altından düzensiz tutamlar halinde sarkıyordu. Üzerindeki palto, bir zamanlar terzi elinden çıkma bir zırh gibi dursa da şimdi omuzları çökmüş, yakası tozlanmış, sol omzunda belli belirsiz bir leke peydahlanmıştı. Elinde ise bir zamanlar "adaletin kılıcı" olarak anılan, deri evrak çantası vardı. Çanta hâlâ pahalıydı; derisi kaliteli, dikişleri sağlamdı. Ama onu taşıyan el titriyordu. Çanta artık bir güç simgesi değil, içindeki geçmişin ağırlığıyla Anderson’ı yere çeken bir çapaydı. Turnikeden geçerken görevli duraksadı. Kartı okuttuğu halde Anderson’ın yüzündeki o sakal gölgesini, uykusuzluğun oyduğu yanaklarını süzdü. Sanki sistem bir hata vermiş gibiydi. "Geç," dedi görevli, ama sesi bir insana değil, bir fazlalığa hitap eder gibiydi. Arkasındaki genç kız, Anderson’ın eskimiş paltosuna bakıp çantasını refleksle kendine doğru çekti. Yanından geçen takım elbiseli bir adam, omzuna çarpınca hemen cüzdanını kontrol etti. Kimse onu tanımıyordu. Oysa yıllar önce, bu şehrin dev ekranlarında onun yüzü vardı. Mahkeme salonlarında kurduğu tek bir cümle manşetleri değiştirir, "Dahi Anderson" başlıkları atılırdı. Şimdi ise bir metro vagonunun köşesinde, paslı metal direğe tutunmuş, görünmez bir lekeydi. Vagon sarsılarak hareket ettiğinde, Anderson camdaki yansımasına çarptı. Bir an
1000Kitap
Kadınlara fiziksel, zihinsel ya da duygusal olarak şiddet uygulayan erkekler… çoğu zaman karşılaşacağınız en nazik, en çekici, en cana yakın erkeklerden bazılarıdır. Ve tam da bu yüzden yaptıklarının yanına kâr kalır. Toplum içinde gülümserler. Rahatça sohbet ederler. Saygılı, görgülü, hatta cömert görünebilirler. Dışarıdan bakıldığında “iyi adam”dırlar. Herkesin sevdiği, kimsenin asla şüphelenmeyeceği kişi. Ama kapalı kapılar ardında? Hikâye bambaşkadır. O cazibe soğur. O “yumuşak ton” küçümseyici bir hâl alır. O nezaket manipülasyona dönüşür. Yabancılara iltifat eden aynı adam eve gidip bir kadının özgüvenini, artık kendini tanıyamayacak hâle gelene kadar yavaş yavaş parçalayabilir. Şiddet her zaman morluklarla görünmez. Bazen sessiz bir kontrol gibi görünür. Suçluluk yüklemeleri gibi. Gerçekliğini sorgulayacak noktaya kadar onu “gaslighting” ile manipüle etmek gibi. Yüzünde gülümseme, sözlerinde “iyi niyet” varken onu arkadaşlarından ve ailesinden izole etmek gibi. Bu, karizma kılığına girmiş duygusal bir savaştır. Ve en kötü kısmı? Kadın sonunda konuştuğunda… insanlar ona inanmaz. Çünkü o çok “iyi” biridir. Çünkü o asla yapmaz. Çünkü o harika bir adam gibi görünür. Böylece kadın susar. Ya da daha kötüsü, sorunun kendisi olup olmadığını sorgulamaya başlar. Duygusal istismar işte böyle derine işler. Bu yüzden pek çok kadın olması gerekenden daha uzun süre kalır. Zayıf oldukları için değil, psikolojik şiddet kafa karıştırıcı olduğu için. Bu; sevgi ile zararın döngüsüdür… “Özür dilerim” ile “Beni buna sen zorladın” arasında gidip gelen bir döngü. Sınır koyduğun için deliymişsin gibi hissettirilmek. O toplum içinde gülümserken, karanlığını yalnızca özel alanda gösterirken, senin acının sorgulanması. O yüzden nezaketle iyiliği eş tutmayı bırakalım. Birinin
1000Kitap
Feminizmi sürekli ‘erkek düşmanlığı’ diye yaftalayanlar, asıl meseleyi bilerek görmezden geliyor. Bizim derdimiz ideolojik polemik değil; hayatta kalmak. Öldürülmemek, tacize uğramamak, şiddete maruz kalmamak. Ama siz kadın cinayetlerine, tacizlere,cinsel saldırılara ses çıkarmazken, bizler feminizm eleştirisi yaparken birden hassaslaşıyorsunuz.
1000Kitap