Kimse onu tanımıyordu.
Oysa yıllar önce, bu şehrin dev ekranlarında onun yüzü vardı. Mahkeme salonlarında kurduğu tek bir cümle manşetleri değiştirir, "Dahi Anderson" başlıkları atılırdı. Şimdi ise bir metro vagonunun köşesinde, paslı metal direğe tutunmuş, görünmez bir lekeydi.