Şurası muhakkaktır ki, zor ve tahakküm hiç bir zaman, hiç bir devirde devamlı olarak hak ve hakikatı yenememiş. boğamamış ve kendine esir edememiştir... Aksine hak ve hakikat, çoğu kere zoru da, tahakkümü de, zulüm ve zulmeti de yenmiş, yok olmaya mahkûm etmiştir...