Bir defasında bir Hıristiyan misyoner beni görmeye geldi ve "Ne düşünüyorsun, İsa neden çarmıha gerildi?" diye sordu.
"Çok önemli bir soru ya da karmaşık bir problem değil.
Basit: havarileri ona inanmadığı için" dedim.
Bu cevabı beklemiyordu. "Ne demek istiyorsun?" dedi.
"Onu koruyamadılar. Onun için ölemediler, onun arkasında duramadılar, dünyaya tanıklık edemediler" dedim.
Bir düşün, birkaç yüz havari: Çarmıhın üzerinde onunla birlikte ölmeye hazır olsalardı, tümüyle farklı bir dünya olacaktı. Onlar kanıt olacaktı. "Biz bu adama güvendik. Yaşamda ona güvendik, ölümde ona güvendik. Onunla birlikte kutladık, şimdi onunla birlikte ölmeye hazırız" demiş olacaklardı.
Hepsi kaçtı. İsa'nın çarmıha gerildiği gün kimse yoktu. Bir tek havari kalabalığın gerisinde gizleniyordu: O bile üç kez "Ben İsa'nın havarisi değilim" dedi. İsa çarmıhtan indirildiğinde onu almak için yalnızca üç kadın bekliyordu. Bir fahişe oradaydı -Mecdelli Meryem oradaydı- fakat havariler neredeydi? Hepsi kaçmıştı; korkmuşlardı. Şüpheleri su yüzüne çıkmıştı, güvenleri tam değildi, teslimiyetleri sahteydi. Bu insanı koruyamadılar.
Zekâ, senin içgüdülerin zayıf olduğu için vardır. İnsan her tür teknolojiyi, bilimi geliştirmiştir çünkü insan çok zayıftır. Sadece izle: Bir kurt ya da köpek gibi koşamaz, bir aslan ya da kaplan gibi kuvvetli değildir, bir geyik gibi çevik değildir. Bu eksiklikleri sayesinde büyük işler yaptı. Fiziksel açıdan zayıf olduğu için silahlar geliştirdi; silah kullanmadan hayatta kalamazdı. İnsan kırılgandır, kuvvetli değildir. Hızlı olmadığı için hızlı araçlar geliştirdi. Hastalığa yatkın olduğu için ilacı geliştirdi.