Fatih Başaran

Fatih Başaran
@FatihBasaran
Ege Üniversitesi/İletişim Fakültesi
Bursa
2 Şubat
87 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Latin Amerika ordularının subayları ABD’nin askerî okullarında iç güvenlik konularında eğitim almaya başlamışlardı. Bu ileri seviyede teknik ve doktriner eğitim, subayların kendilerini iç güvenliğe yönelik sorunları çözmede gerekli “bilimsel” donanıma sahip olarak görmeleri için temel oluşturdu. Soğuk savaş nesli bu askerler, halihazırda kendi çıkarlarını düşünmekle suçladıkları politikacıların veya cahil diye niteledikleri halkın fark edemediği tehditleri görme konusunda tek yetkin merci olduklarına inanıyorlardı. Diğer bir deyişle, milli güvenlik devletlerinin yönetici elitleri, ülkelerinin iç ve dış düşmanlara karşı savunulması için gereken koşulları sadece kendilerinin sağlayabileceğine inanıyorlardı.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Milli güvenlik doktrini, milleti ve devleti, “organik”, yani yaşayan ve ölen varlıklar olarak tanımlıyordu. Bu doktrine göre devletler, “çıkarları, önyargıları ve kendilerini koruma içgüdüleri olan bilinçli ve rasyonel varlıklardı.” Jeopolitik, kavrama adını veren Rudolf Kjellen’in orijinal yorumunda, fetihler, rakiplerin önüne geçmek ve hayatta kalmak için zaruri bir yol olarak tanımlanmıştı. Ancak yeni toprak kazanmanın zor olduğu yeni dünya düzeninde MGD, Jeopolitiğin ilhak edilmesini buyurduğu “fiziksel alan”ı “siyasal alan” ile değiştirerek jeopolitik stratejiyi yeniden tanımlıyordu. Hudut içine odaklanılan bu yeni bakışta, devletin karşısındaki en büyük tehdit dış düşmandan iç düşmana evrildi. O gün için düşman komünizmdi.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Sağcı askerî rejimlere verilen destek, 1960’lar boyunca, bağımsızlığını yeni kazanan Afrika ülkelerini de içerecek şekilde, ABD’nin Üçüncü Dünya politikasının başlıca bileşeni olmaya devam etti. Kennedy yönetimi tarafından 1962’de hazırlanan “Azgelişmiş Bölgelerde Ordunun Rolü” başlıklı raporda, ABD hükümeti bu ülkelerdeki subayları “liderlik vasfına ve geniş bir toplumsal desteğe sahip, en iyi örgütlenmiş Batı yanlısı, komünist olmayan grup” biçiminde tanımlıyor ve ordulara “iç güvenliğin nihai garantörü” rolünü biçiyordu.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Türkiye’de iç güvenliğe yönelik reflekslerin Soğuk Savaş’la ortaya çıktığını söylemek doğru değildir. Milli güvenlik devleti yapılanmasının ve ideolojisinin bu derece rahatlıkla benimsenmesinin ardında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrolarından miras kalan iki korku yatar. Bunlardan ilki bölünme ve parçalanma korkusudur.
Sayfa 16·Kitabı okudu
ABD, devletin tüm kurumlarıyla uğraşmak yerine devletin kurucusu ve koruyucusu rolündeki orduyu yeniden şekillendirip endoktrine ederek kendi icadı olan milli güvenlik kavramını hem siyasi söyleme hem de devletin kurumsal mimarisine, yani anayasaya zerk ediyordu. Bu ülkeler arasında tarihsel, ekonomik, coğrafi, kültürel farklar, Soğuk Savaş çerçevesinde ortak bir uluslararası dilin kurgulanması sürecinde yeniden anlamlandırılıyordu. Bu ülkelerin belirleyici ortak özelliklerinden biri, bir dönem mutlaka askeri hükümetlerle yönetilmiş olmaları ve anayasalarının oluşum sürecinin de bu askeri hükümet iktidarı esnasında şekillenmiş olmasıydı.
Sayfa 14·Kitabı okudu