!(içeriğinden ufakça bahsettim)!
Genç bir doktorun anıları.. Mihail Bulgakov'u efsaneleştiren eseri budur bence. Yokluğun, hiçliğin ortasında verilen bir mücadele. Moskova'da tıp eğitimini bitirmesinin hemen ardından, tecrübe edinemeden medeniyete uzak ücra bir taşra bölgesine giden genç bir doktorun anılarıdır. Yaklaşık bir asır öncesinde geçer. Genç doktorumuz bu taşraya gönderildiğinde tecrübesizliğinden ötürü gelebilecek kötü vakaları sürekli kara kara düşünür. Ve orada olduğu sürece türlü hastalıkla, kaza ve vakalarla baş eder. İnanılmaz tecrübeler edinir. Yalnızca taşrada geçmiyor kitap. Nihayetinde tek doktor olmadığı, bütün sorumlulukları üstlenmediği ve farklı bölümlere bakan bir kaç doktorun olduğu, daha merkezi bir yerdeki hastaneye geçiş yapar. Ayrıca buradan sonra ilginç, hiç beklenmeyen hikayelere tanıklık edeceksiniz :)
Gorki'nin eserleri ile anlam veremediğim bir ilişkisi olduğunu düşünüyorum bu eserin, birbirlerini andırıyorlar, herhalde betimlemelerinden ve coğrafyadan ötürü böyle düşündüm.
Yazarın bambaşka, çok güçlü bir anlatımı var.
Hele doktorun karşılaştığı o ilk ciddi vaka.. Samimi olarak söylüyorum izlediğim hiç bir ameliyat videosu veya stajda katılma şansına eriştiğim operasyonlar, hiç biri bu kadar etkilemedi beni. Yüz yıl öncesine, o hastane, o ameliyat odasına gidip o ortamda bulundum adeta, kafurun, ilaçların kokusunu aldım ve o dehşet verici vakada umut ve umutsuzluk arasında, korku içerisinde geçen tüm sürece tanıklık ettim. Umarım bu kısım merak uyandırır içinizde ve o sürecin sonunu okuyup öğrenebilirsiniz:) Tıp, sağlık alanındakiler için özellikle tavsiye ederim. Tarih açısından veya Rusya'ya ilginiz varsa yine aynı şekilde. Harika, keskin betimlemeler mevcut kitapta. Heyecan verici ve sürükleyici, favori kitaplarımdan biri olarak