Kitap
Genç Bir Doktorun Anıları

Genç Bir Doktorun Anıları

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.5
4.335 Kişi
12,2bin
Okunma
3.549
Beğeni
52,7bin
Gösterim
168 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 4 sa. 46 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · Ocak 2015 · Karton kapak · 9786053323112
Orijinal adı
Записки юного врача
Diğer baskılar
Devrim zamanı Rusya… Karakışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezlerinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir. Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş… Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov'un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür
5 mağazanın 37 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,67
8.5
10 üzerinden
4.335 Puan · 685 İnceleme
Tuco Herrera
Genç Bir Doktorun Anıları'ı inceledi.
168 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
"KURU FASULYE - PİLAVA TEĞET GEÇME HİSSİYATI VE KADERSİZ BULGAKOV"
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku .. Selamlar ve iyi akşamlar olsun sayın işsizler ve işsizeler =)) Evet bu kitabı da sahaftan aldım caniko !! O kısmı geçiyorum bu seferlik .. Akşam yemeğinde sofraya gelen kuru fasulye ve pilavı düşünün ..Hemen soğan ve turşu geldi değil mi aklınıza !! Ben de bu menünün hayali ile eve freni boşalmış damperli kamyon kıvamında geldim .. Üstümü cıkardım..4 tane de yolluk KT almışım bakkaldan... Birini gömdüm hemen ..Sigaram ve tuzlu fıstığım ( hemi de Kızılay'daki kuruyemişçiden açık ve taze kavrulmuş "sıcak!" !!) bilem var..Keyfim kıyak , neşe küpüyüm anlayacağın .. Üstümü değiştirdim geldim oturdum sofraya ne soğan var, ne turşu !! Soğan taze bitmiş .. E dedim söyleseydin gelirken alırdık falan .. Üstelemedim multi opsiyondan dolayı onu öyle gectim..Dedim , - Turşu çıkarsaydın bari .. - Unuttum .. Yarın çıkarırız oğlum.. - Dur ben çıkarayım hemen .. - YOK OLMAZ !! - NİYE ?!?! - Akşam vakti turşu çıkarılmaz .. - Noluyor çıkarsa ? - ŞEYTANLAR TOPLANIR ! UĞURSUZLUK GETİRİR! Yahu arkadaş bu evde benden başka şeytan mı var?!?! Kim gelir? Hangi şeytan gelsin bu eve ben varken..Bırak da alayım! YOK !!! .. Sanki Alaaddin ' in cini var turşu bidonunun içinde de , biz gece vakti açınca bidondan hortlayıp , terör estirecek evde.. İşbu "HURAFE" yüzünden biskremi ayranla yemek zorunda kalan minik Sezercik buhranı geldi çöreklendi oturdu kalbime .. Dağlar gibi kuru fasulye pilavı mındar ettik .. O sinirle ve okuduğum bu güzide kitabın da etkisiyle sarıldım klavyeye, verdim KT nin gözüne.. Buraya kadar bir hınçla yazmış bulunmaktayım .. Bunları size niye anlattım az sonra açıklıcam ..Bu inceleme uzun olacak gibi o yüzden kusra bakmayın .. Ama bugüne dek hiçbir kitapta bu denli kendimi bulmadım .. Arkadaşım sene 2010.. Malafa incelememde (#24375207) bahsettiğim askerlik sürecini atlatmış yuvaya dönmüş bulunmaktayım .. Askerden gelenler bilirler .. HALI , KOLTUK , CAM BARDAK ve aslında hayatımızda varken haberimizin dahi olmadığı , KIYMETİNİ BİL(E)MEDİĞİMİZ pek çok güzide nesneyle hasret giderdiğimiz dönemler .. Çok mutluyuz falan fistan.. Yalnız acil işe girmem lazım.. Evdekiler , cicim ayları bitince taarruza başladılar .. Neşe kaçtı !! Neyse efenim ..Şimdi çalıştığım yere başvurmuşum bir ara.. Haber geldi ,çağardılar gittik .. İş olmasın , muhabbete limon sıkalım ve az daha yatalım diye bir de kot pantolon üstü firavun sakalla gittim..Keçi sakalın da ötesi ..Gözü sakındık ya biz, çöp ensemden çıktı gözümü oyup!! Bir mucize eseri ,şimdiki müdürüm de metal dinlediği için ve liyakat esasından dolayı beni işe aldılaaar .. Evrakları toparladık başladık işe .. Amir pozisyonundayım ÇORUM - ÇANKIRI - YOZGAT şeytan üçlemesinden göç edip Ankara da başka fabrika yokmuş gibi buraya doluşmuş elemanların başında.. İlk gün öğleni zor ettim sıkıntıdan .. Paydos verdiler yemekhaneye gidiyorum..Koca koca gaz tankları var (120 şer tondan 3 -yazıyla ÜÇ- adet CNG tankı - hemen yanında asetilen ünitesi - onun arkasında lpg sevkiyat birimi , bunların karşısında oksijen tankları).. Yani şöyle söyliyeyim orda bir patlama olsa Ankara bir iki gün parasız ısınır ve aydınlanır..SÜBLİMLEŞİRİZ!!!) Baktım kekomançinin biri CNG ,yani doğalgaz tankının altında sigara içiyor!!!! Bilmeyenler için söyleyeyim doğalgaz havayla temas ettiği anda korkunç derecede gezici bir gazdır ..Hani bir caps var yaa "Chuck Norris ' i nette aratamazsınız , O SİZİ BULUR!!! diye .. Bu da aynen öyle..Elinde ateş varsa anında şah mata koşarsın...50 metreden alevi alır..Sonrası FEZADA İLK TÜRK!! Şoku atlattım koştum kavga gürültü söndürttüm sigarasını..Adam bana akıl veriyor bir de "YEAA NOLECAAAH" diye .. Eduardo Galeano' nun güzide kitabının ismi misali" Ve Günler Yürümeye Başladı".. Her gün , yok artık bundan daha ötesi olamaz dedikçe ben müdahil oldum, onlar rekorlarını egale ettiler .. Kimdi bu olayların baş rol oyuncuları ? Forklift ' in ( onların diliyle "PORTİF") bıçaklarını kaldırıp, yemeğe giden arkadaşının kafasında duran bareti düşürmeye çalışan (?!?!?) bir forkliftçi , doğalgaz dolumunda hususi olarak özel yapılmış kıvılcım atmayan anahtarla çalışmayı reddeden(?!?!?!) bir gerzek , yine forkliftin önüne sepet atıp içine suriyeli mülteciler kıvamında doluşan ve yemeğe bu şekilde gitmekte direten, kendilerini MAD MAX EVRENİ' nde yaşıyor sanan bir dingiller ordusu..Ben yapmayın dedikçe onlar yaptılar .. En sonunda lakabımız Ebu Leheb'e çıktı fabrikada zohahahahahaha =)) Nasıl? İyi dimi ?! =)) Bunlarla kalsa iyi .. Kaldı mı ? TABİİ Kİ HAYIR! Devam edelim ... Amonyak (son ama son derece zehirli bir gaz .. kaçak anında ortamda o var ise SEN YOKSUN..O DERECE NET!) depoladığımız alanı mescide çevirdiler .. Kendilerine temizlik malzemesi verildiği halde çay bardakları ve altlıklarını KOSTİK (doldur bir küvete gir içine seni hücrelerine ayırır!) ile temizlediler .. Helyum çekip şarkı söyleyenleri saymıyorum .. Hatta en son bana zaytung kıvamında haber bülteni yazdırıp bu şekilde haber bülteni sunanlarını da yakaladım =)) Anlıyacağınız son derece tehlikeli bir ortamda moskova devlet sirkinden gelme tiplemelerle çalışmaktayım .. Yukarda anlattığım olaylarda yer alan adamlardaki cehaleti, inadı ve cahil cesaretini işte bu kitabı okurken Doktor Bomgard ' ın ( ki sanırım bu Bulgakov ' un ta kendisi oluyor) yaşadıklarında gördüm ..En baştaki kurufasulye kısmında yer alan işin "HURAFE" boyutu ise doktorumuzun da muzdarip olduğu bu değişken düşünüldüğünde, incelememi tetikleyen katalist , bir anlamda mazot oldu =)) Doktorumuza gelir isek ..Yeni mezun bir çaylak .. Sıfır tecrübe.. Karşısında son derece cahil bir toplum ..Çevresine olan yabancılık hissiyatı ki bu kullandığı alet edevatın ismine kadar geçerli.. Yine de uzun bir müddet idalizmi elinden bırakmayışı, herkese yardım etmek istemesi , son derece büyük olanaksızlıklar ve çetin şartlarda çalışması..Düşünün bir kez ..Son derece bulaşıcı bir hastalık olan frengiye yakalanmış bir hasta geliyor ve sizden boğaz ağrısı için gargara ya da şurup istiyor .. Siz semptomun s' sinden habersiz bu tiplemeye bu hastalığın evreleri olduğunu ,boğaz ağrısının frengiye bağlı olduğunu anlattığınızda sizi deneyimsiz olmakla suçlayıp muayenehaneden (ne zormuş bunu yazmakta yahu ruhum kaosa düştü!) çıktıktan sonra sizi dışardakilere şikayet ediyor .. Sizse bilmem kaç ay sonra hastalığı bulaştırıp cevizli lokumla hastaneye gelecek olan eşi ve çocukları için üzülüyorsunuz .. Bir dönemi kapsaması açısından da ayrı bir zevkle okunuyor.. Kış mevsimi ve kar zaten şu günlerde beni benden almışken , okunan her sayfa ayaza karşı alınan birer kapak KANYAK oldu bünyeye .. Sondaki Morfin hikayesi ise kanyak üstü ÇİKİLETA.. Bu KADERSİZ Bulgakov ' u ilk okuyuşumdu.. Henüz kendisi için net bir fikir belirtemicem ama kalemi temiz ve sade .. Bir kara mizah tadı da almadım dersem yalan olur ..Devamında Üstat ile Margarita' yı edinip yelkenleri işsizlikle dolduracağım .. Tavsiye eder miyim ? Evet beklentiyi çok yükseltmeden çerez kıvamında bir doz alınabilir , sıkılmayacağınız kesin.. Veeee son olarak etkinlik kapsamında beni yazarla tanıştıran İbrahim (Sisifos)/Duvar/ ve NigRa/Duvar/ ' ya da teşekkürlerimi iletiyorum .. İŞSİZ KALIN ESEN KALIN =))FORZA UNEMPLOYMENT !!! Son not : KURU FASULYE - PİLAV VE TURŞU ARASINA BERLİN DUVARI ÖREN TÜRK ANNELERİ ..PRINGLES KUTUSUNU SPAGETTİ İLE DOLDURDUN #17275364 , SUSTUK !! AMA BU SON DARBE.. BEN DAHA NE DİYİM !!! =(( Bugün teğet geçtik neşeye..Bonusumuz pek neşeli değil o yüzden ..buyrunuz !! Ferdi Baba' dan gelsin ..OLSAN İÇMEZ MİYDİN BENİM YERİMDE!!!?!?! youtube.com/watch?v=7wJY1tiqRIk
Genç Bir Doktorun Anıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
20
389
Süha Demirel
Genç Bir Doktorun Anıları'ı inceledi.
168 syf.
Rusya, Moskova, 1917 yılının başları. Tıp Fakültesinden yeni mezun genç bir stajyer: Doktor Bomgard. Henüz 24 yaşında. Jülyen takvimine göre 25 Ekim 1917, Miladi takvime göreyse 7 Kasım 1917 tarihindeki Rus iç savaşı, bir diğer deyişle Bolşevik İhtilali henüz gerçekleşmemiş. Her doktor adayı gibi o da şark hizmeti için Çarlık Rusya’sının ücra bir yerine; Moskova’dan 1.500 verst (bir Rus uzunluk ölçü birimi: 1,0668 km.) uzaklıkta, en yakın tren istasyonuna 40 verst mesafede olan, tarımla ve keten yetiştirmekle uğraşan köylülerin yaşadığı bir bölgeye, Gorelovo denen bir kasabaya gönderilir. Dr. Bomgard, fakülteden dereceyle mezun olmuş çiçeği burnunda bir doktor adayıdır. Bilgileri neredeyse tamamen teoriktir. Ne savaş görmüş ne de bir hastanede pratik yapmıştır. Aklında binlerce soru, şüphe, endişe ve korkuyla, yağan kardan ve tipiden burnunuzun ucunu bile göremediğiniz bir kış günü, görev alacağı hastaneye varır. Bir sağlık memuru, iki ebe, bekçi ve aşçı karısı; otuz yataklı hastanenin tüm kadrosu işte bu kişilerden ibarettir. Hastanenin küçüklüğüne aldanmayın, günde en az yüz -hatta bazen yüz elli- hastayı ayakta muayene eden, toy ama çalışkan ve sebatkâr doktorumuz, o genç yaşına ve tüm tecrübesizliğine rağmen gözünü budaktan esirgemez. Fıtıksa fıtık, ampütasyonsa ampütasyon, ters doğumsa ters doğum, önüne hangi hasta gelirse gelsin yiğitçe girişir ameliyatlarına. Hatta bazen sabahın sekizinden, akşamın dokuzuna kadar durmaksızın çalışır. Her meslekte çalışılarak uzman olunur düsturunu edinerek, o da peyderpey pişer, tecrübe edinir. Ekibi de onu her daim destekler ve ellerinden gelen tüm yardımı ondan esirgemezler. Bir elinde okul kitapları, diğerinde bisturi birçok ameliyat yapar. Boş zamanlarında yapmayı en çok sevdiği şeyler: Tonlarca kitap okurken sigara içmek ve semaverinden koyduğu sıcak çayı yudumlamaktır. Okuya okuya, insanları kese kese, etrafındakileri dinleye dinleye daha iyi öğrenir. Rusya’nın acımasız karında, buzunda, soğuğunda, fırtınasında, yağmurunda, her ne yapıyorsa hastaları için yapan doktorumuzun, tamamen bir adanmışlık öyküsü var karşımızda. Yazarımız Bulgakov, aynen kendi babası gibi bir doktordu. Tıp Fakültesinden dereceyle mezun olup Ukrayna-Kırım-Moskova vb. yerleri dolaşarak, belli bir süre doktorluk yapmış gençliğinde. Ama yazma işi daha ağır basınca o da doktorluğu bir kenara bırakıp sadece diğerine dikkat kesilmiş. Şimdi aklıma Fransız büyük nihilist yazar Louis Ferdinand Céline geliyor, o da bir tıp doktoruydu. Ama Bulgakov’dan farkı, o hem yazıp hem hasta muayene ediyordu. Céline, beyin anevrizmasından öldüğü 67 yaşına dek hastalarıyla meşgul oldu. Ancak Bulgakov, zağar, pek uzun bir ömür yaşayamadı. 1891 doğumlu olan Bulgakov, 1940 yılında sadece 49 yaşındayken vefat etti. Doktor babası böbrek üstü bezleri yetmezliğinden ölmüştü. Bulgakov, yirmili yaşlarındayken bir kehanette bulunup kendisinin de aynı nedenle bir gün erkenden öleceği iddiasında bulunmuştu. Meğerse haklıymış… Öncelikle çevirmen meslektaşım Tuğba Bolat Hanımefendiyi tebrik ederim. Nefis bir Türkçesi ve akıcı bir dili var. Orijinal Rusça metne bakmasam da bence dilimize harika bir aktarım yapmış, kutlarım. Unutmadan, İş Bankası Kültür Yayınları’na da ayrı bir tebrik, uzun zamandır hiçbir dizgi hatası, dilbilgisi yanlışı ya da anlam kayması olmayan bir kitap okumamıştım. 168 sayfada tek bir kusur yok -aradım ama bulamadım-, tüm ekibi kutlarım. Bir Bulgakov hayranı olarak, ayrıca “Köpek Kalbi” adlı eserini Tefrika Yayınları için çevirmiş ve bastırtmış biri olarak da şunu söylemeliyim; okurken ağlamaktan sayfaları göremeyeceğiniz anlar olacak, o kadar güçlü bir dili var ki Bulgakov’un. Bir tıp doktorunun kitabını okumak muhteşem bir duygu, inanın. Ailesi tümden tıpçı olan Gustave Flaubert bir, Céline iki ve Bulgakov üç. Eşsiz eserler yazmış üçü de. Yerleri yurtları Uçmağ olsun. Süha Demirel, Balıkesir-Altınoluk, 21 Mart 2016. *** Kitabın Künyesi: Genç Bir Doktorun Anıları Mihail Afanesyeviç Bulgakov TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI Çevirmen Tuğba Bolat Yayın Tarihi 2016-01-06 Orjinal Adı Zapiski Yunogo Vracha ISBN 6053323112 3.Baskı Dil Türkçe Orijinal Dil Rusça Sayfa Sayısı 168 Kitap, Edebiyat, Hikâye (çeviri)
Genç Bir Doktorun Anıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
15
Arda Nişancı
Genç Bir Doktorun Anıları'ı inceledi.
168 syf.
·
13 günde
·
7/10 puan
Genç Bir Doktorun Anıları
Mihail Bulgakov'la tanıştığım ve beklentilerimin oldukça üstünde olan kitaptır. 1900'lü yılların başındaki Rusya'nın durumunu ve o dönemdeki doktorların yaşadıklarının aynısını bana da yaşatmıştır. O zamanlarda doktor olmak bugünkinden daha da fedakarlık isteyen bir durum. Bunu çok net görüyorsunuz. Kitap bizi ters köşe yaparak, iki genç doktorun anılarına bizi dahil ediyor. İkinci doktorun anılarında herhangi bir maddenin bağımlısı olmak ne demek çok iyi hissediyorsunuz. Şahsen benim gözümde , bağımlı adam şerefini kaybetmiş adamdır. ( herhangi bir şeyin bağımlısı olmak yeterlidir.) Parlak bir doktorun, hayatını ve şerefini nasıl adım adım kaybettiğine beraber şahitlik ediyoruz.
Genç Bir Doktorun Anıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
13
Nilgün
Genç Bir Doktorun Anıları'ı inceledi.
168 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Ruz yazar Mihail Bulgakov'un Köpek Kalbi,Usta ve Margarita adlı muhteşem eserlerinden sonra okudum Genç Bir Doktorun Anıları adlı kitabını.Kitap adından da anlaşılacaği üzere yeni mezun olmuş,henüz gercek anlamda hic deneyimi olmamış bir doktorun ücra bir yere atanıp orada tedavisini yaptigi hastaların hastalıkları hakkında kendi hislerini,tedirginligini,yalnızlıgını ve nasıl mucadele ettiğini anlatır bizlere.Genc doktorun ilk başlarda fıtık,doğum gibi vakalardan korkmuş olmasına ragmen daha farklı hastalarla karşılaşınca bunların ustesinden gelmenin gururunu yaşar,diger yandan halkın gelenekleri ve batıl inancları ile yüzleşir, bizler icinse bu anıları okumak keyif verici hale gelir.Kitabın sonlarına dogru aynı bölgede görev alan başka bir doktorunda anılarina dolaylı olarak denk gelmekteyiz.Yazardan bir sonraki kitabım Ölümcül Yumurtalar olacak sanırım.Başka tavsiyeniz varsa eklerseniz sevinirim.Kitapla ve sevgiyle kalıniz.
Genç Bir Doktorun Anıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
20