Topluma eşitlik hâkim olmadıkça, kadınlar özgürleşmedikçe, müşfik eşler ve anneler olamayacak, cahil ve zayıf zihinlerin değerini anlamadığı o saygın ev içi mutluluk hiç yaşanmayacaktır. Kadının zihni onun güzelliğine tercih edilmedikçe, düzgün bir eğitim sistemi de asla kurulamayacaktır.
Kilise, Sinagog Cumhuriyet, Insanlık kadındır; Barış, Savaş, Özgürlük, Devrim, Zafer de öyle. Erkek, özsel Başka olarak karşısına koyduğu ideali kadınlaştırır, çünkü kadın başkalığın duyumsal duyulur imgesidir; dilde olduğu gibi ikonografide de hemen hemen bütün alegoriler kadındır. Ruh ve İde olan kadın aynı zamanda bu ikisi arasındaki aracıdır. O, Hıristiyanı Tanrıya doğru yönlendiren Lütuftur Dante'ye öteki dünyada yol gösteren Béatrice'tir, Petrarca'yı şiirin yüce doruklarına çağıran Laura'dır. Doğa ile Tin'i benzeştiren bütün öğretilerde kadın Uyum, Akıl, Hakikat olarak görünür. Bilinirci [gnostik) mezhepler Bilgelik'i bir kadın yapmıştı: Sophie. Dünyanın kurtuluşunu hatta yaradılışını ona atfediyorlardı. Bu durumda kadın artık ten değil, görkemli bedendir; ona sahip olma iddiası artık yerini, el değmemiş ihtişamı içinde ona saygı göstermeye bırakmıştır.
Sayfa 213 - Koç Üniversitesi Yayınları·Kitabı okuyor
Meryem'in bakireliğinin her şeyden önce olumsuz bir değeri vardır. Tenin bağışlanmasında aracılık edenin kendisi tensel değildir, ne el değmiştir ona, ne de sahip olunmuştur.(...)Meryem'den eş niteliğinin esirgenmesi onun Kadın-Ana niteliğini daha fazla yüceltmek içindir. Ne var ki ancak ona tanınmış olan aşağı konumu kabul ettiğinde yüceltilecektir: "Efendimizin hizmetkárıyım." İnsanlık tarihinde ilk kez anne oğlunun önünde diz çöker, kendi aşağı konumunu özgürce kabul eder. Meryem kültünde erkeğin en büyük zaferi tamamına erer. Bu öyle bir külttür ki kadının saygınlığına yeniden kavuşması ancak yenilgisinin tamamlanmasıyla olur. İştar, Astarte, Kibele zalimdi, kaprisli ve lüks düşkünüydü, güçlüydü; onlar yaşam kaynağı oldukları kadar ölüm kaynağıydılar, erkekleri doğururken kendi köleleri yapıyorlardı. Hıristiyanlıkta ise yaşam ve ölüm yalnızca Tanrı'ya bağlıdır. Anne karnından çıkan erkek ondan sonsuza dek kurtulmuştur, toprak onun yalnızca kemiklerini beklemektedir, ruhunun yazgısı annenin güçlerinin ortadan kalktığı bölgelerde gerçekleşmektedir.
Sayfa 206 - Koç Üniversitesi Yayınları·Kitabı okuyor
Müslümanlarda kadın aşağı bir konuma itilmiştir, çünkü toplumun feodal yapısı aile karşısında Devlet'e sığınmaya izin vermez ve bu uygarlığın savaşçı idealini ifade eden din, erkeği doğrudan Ölüm'e yazgılı kılar, kadını ise büyüsünden yoksun bırakır. Her an Muhammed cennetinin şehvet dolu alemlerine dalmaya hazır olan birisi için yeryüzünde korkulacak ne olabilir ki? Dolayısıyla erkek, kendini ne kendine karşı ne de kadına karşı savunmak zorunda kalmadan, büyük bir dinginlik içinde kadının tadına varabilir.
Sayfa 201 - Koç Üniversitesi Yayınları·Kitabı okuyor