Gerçekten de hüzün, acı ve çaresizlik dışında hiçbir duyguyu koluna takmadan tek başına, çırılçıplak, sessizce, teklifsiz gelip çalıveriyordu kapıyı ölüm. Konuşmanın anlamsızlaştığı bir boyutta, meydan okuyordu geride kalanlara.
Tek taraflı değildi sevdam! O da en az, benim ona olduğum kadar aşıktı bana. Bedenlerimiz, beynimiz, yüreğimiz, ruhumuz, tüm varlığımız birbirinin içinde eriyip ayrılmaz bir bütünün parçaları haline gelmişti.
Daha öncesinde hiç tanışmamıştık kendisiyle, ama 'mutluluk' dedikleri bu olmalıydı...