“Bu mu bir yuva? Evlilik mi bir evin yuva olmasını sağlayan şey? Dört duvar arasına takılmış, birbirine yabancılaşmış, konuşulacak konusu kalmamış iki insanın birlikteliği mi yuva? Burası bir yuva değil, pansiyon.
Onu kaybetmek istemiyorum, başkaları yüzünden, ondan olmak istemiyorum, günde yüz kere “Seni seviyorum” o sözcüğünü duymaktan yoksun yaşayamam artık. Seni seviyorum'lara çok alıştım, onlarsız yaşayamam...
Bir cam kavanozda yaşamışlığımla, beynimin içindeki tüm güzel hayallerle, o hayallerin yıkılışındaki şaşkınlığımla... Kendi kendimle çok güzel eğlendim.