Anne ve babanın çocuğa karşı davranışları onun gereksinimleri doğrultusundadır. Küçük çocuğun hem bedensel hem de ruhsal açıdan annenin koşulsuz sevgi ve ilgisine gereksinimi vardır. Altı yaşına girdikten sonra, giderek babanın sevgisine, onun otoritesi ve yönetimine ihtiyaç duyar. Annenin görevi ona güven vermek, babanın görevi ise ona her şeyi öğretmek, içinde doğduğu toplumda karşı karşıya geldiği sorunlarla başa çıkması için çocuğa yol göstermektir. İdeal durumda anne sevgisi çocuğun yetişkin olmasını engellemeyi ve onun çaresizliğini artırmayı denemez. Anne yaşama karşı güvenli olmalıdır, gereğinden fazla korkup bu korkuyu çocuğa bulaştırmamalıdır. Çocuğun bağımsız olmasını ve sonunda kendisinden ayrılmasını istemeli, bu isteği yaşamının bir parçası haline getirme idir. Baba sevgisini ilkeler ve beklentiler yönetmelidir. Baba sevgisi sabır, hoşgörü içermeli, tehdit edici ve otoriter olmamalıdır. Büyümekte olan çocuğa gittikçe artan bir ölçüde yeter li duygusu vermeli, sonunda kendiyle ilgili kararları almasına izin vermeli ve baba otoritesi olmadan yaşamasını sağlamalıdır.
Babayla olan ilişki çok farklıdır. Anne, doğduğumuz yurttur, doğadır, topraktır, denizdir. Buna karşın baba böyle doğal bir yeri temsil etmez. Yaşamının ilk yıllarında çocuğun babayla çok az ilişkisi vardır. Bu ilk evrede babanın çocuk için taşıdığı önem anneninkiyle kıyaslanamaz. Anne baba doğal dünyayı temsil etmese de, insan varlığının diğer kutbudur: Düşünceler dünyasını, insanlar tarafından yaratılan şeylerin dünyasını, yasayı, düzen ve disiplini, gezi ve macera dünyasını ifade eder. Çocuğa bir şeyler öğreten, ona dünyaya açılan yolu gösteren babadır.
Koşulsuz sevgi, sadece çocukların değil, her insanın derinden duyduğu bir özlemdir; buna karşın insanın hak ettiği için sevilmesi hep bir kuşku uyandırır; belki beni sevmesini istediğim kişinin hoşuna gitmedim ya da ona karşı şu ya da bu yanlışı yaptım. Hep sevginin yitirilmesinden korkulur. Bunun dışında “hak edilen sevgi” kolaylıkla acı bir duyguya, insanın kendisi olduğu için sevilmediği, sadece söz konusu diğer insana bir iyilik yaptığı için sevildiği, insanın eninde sonunda sevilmeyip belli bir amaç için kullanıldığı duygusuna neden olabilir.
Gelişmemiş sevgi şu ilkeyi benimser: “Sevildiğim için seviyorum”,
Olgun sevgi ise şu ilkeyi izler: “Sevdiğim için seviliyorum”,
Olgunlaşmamış sevgi şunu der: “Seni, sana ihtiyacım olduğu için seviyorum”,
Olgun sevgi “Seni sevdiğim için sana ihtiyacım var”, der.