Kitabı Mukaddeste başka bir simgeyle ifade edilmiştir. Kutsal Topraklar (toprak hep anneyi simgeler) süt ve balın aktığı bir ülke” olarak betimlenir. Süt, sevginın ilk yönünü, bakım ve onayı simgeler. Bal, yaşamın tatlılığının yaşama sevincinin, yaşamının verdiği mutluluğun simgesidir. İnsanların çoğu “süt” verebilecek durumdadır, ama sadece pek azı “bal” katabilir buna. Bal verebilmek için annenin sadece “iyi bir anne” olmakla kalmaması, mutlu bir insan da olması gerekir bunu çok azı başarabilir. Çocuk üzerindeki etkisi ne denli büyütülürse büyütülsün abartılmış olmaz. Annenin yaşama sevinci de korkusu gibi bulaşıcıdır. Her iki duygu da çocuğun kişiliğini derinden etkiler. Gerçekten de. yetişkinler gibi çocuklar arasında da sadece “süt” ile beslenenlerle “süt ve bal” ile beslenenleri birbirinden ayırmak hiç de zor değildir.
İnsanın kendi etinden, kendi kanından birini sevmesi özel bir başarı değildir. Hayvanlar da yavrularını sever, onlara bakar. Çaresiz biri de yaşamı ona bağlı olduğundan efendisini sever; çocuk anne ve babasını sever, çünkü onlara ihtiyacı vardır. Bizim için bir amaca hizmet etmeyen insanlara duyduğumuz sevgide, gerçek sevgi ortaya çıkar.
Başka bir insanı sadece dıştan bakarak değerlendirirsem, bizi birbirimizden ayıran farkların dışında bir şey göremem; ama onun özüne inersem, özdeşliğimizi fark eder, kardeş olduğumuzu anlarım.
Eğer başka birisine “Seni seviyorum” diyebiliyorsam, “Sendeki diğer herkesi de seviyorum, senin sayende bütün dünyayı seviyorum, sende kendimi de seviyorum,” diyebilmem gerekir.