Gönlüm bir hareket, bir çare arıyor ama aklım, beynim, düşüncelerim cevap vermiyordu.
Gönlümün tüm aramaları cevapsız kalıyor, beni harekete geçirecek uzuvlarıma ulaşamıyordum.
Gönlümün aramalarına aklım cevap vermiyor, ulaşamıyordum.
Gönlümün aramalarına ulaşamıyordum.
Gönlümün yapmak istediğine ulaşamıyordum.
Artık bir uzvum cevap vermişti. Yüreğim.
Yüreğim yanıyordu.
Sobanın alevi al al olmuş yüzümüze yansır, sıcaklığı muhabbet olur gönlümüze akardı. İçimizi ısıtan odunun kül oluşu değil sohbetin içimize dem oluşuydu.
Cayır cayır yanan odun sobası... Ritmik hareketler ile fokurdayan demlik ve harlandıkça çaydanlıktan soba üzerine dökülüp âdeta ateş üzerinde dans eden su damlaları... Demini ağır ağır alan çay ve yıllandıkça değer kazanan paha biçilmez dostluk...