Doğu Türkistan’ın asırlar boyunca İslam’la ve Müslümanlıkla yoğrulmuş kadim şehirlerinde sırasıyla şahit olduğumuz bu manzara , Çin’in ısrarlı baskı politikalarıyla ortaya çıkan bir neticeydi : Önce tehdit ve yaptırımlar , sonra katı yasaklar , sonra yasaklara göre şekillenen bir toplumsal algı düzeyi ve nihayetinde kendiliğinden mevcut iklime ayak uydurarak yaşamayı öğrenen yeni nesiller…
Camiyi toplumsal hayatın merkezi olmaktan çıkarınca , diğer dini mekanlar zaman içinde sadece nostaljik ve kültürel birer nesneye dönüşüyor . Dolayısıyla güncel bir siyasi mesaj taşımayan ölülerden , kabirlerden ve türbelerden korkmak için herhangi bir neden de yok.
Namaz diye bir gündeminiz ve derdiniz yoksa ziyaret ettiğiniz bir şehirde namaz kılacak bir yer bulamamanın ne anlama geldiğini asla kavrayamazsınız çünkü. Veya ezana normalde kulak vermiyorsanız , ezanı işitmemek ne demektir , bilemezsiniz. Başörtüsünün Müslüman bir kadının inanç dünyasındaki yerini anlamadan , sokaklarda uygulanan tesettür yasağını doğru bir bağlama oturtamazsınız.