Senin hayatın ve ömrün, âyinedir. Senin dünyanın direği ve âyinesi ve merkezi, senin ömrün ve hayatındır. Her dakikada o hane ve şehir ve bahçenin ölmesi mümkün ve harab olması muhtemel olduğundan, her dakika senin başına yıkılacak ve senin kıyametin kopacak bir vaziyettedir. Madem öyledir: sen, bu hayatına ve dünyana, çekemedikleri ve kaldıramadıkları yükleri yükletme!
Ömür üç gündür: Dün içindekilerle beraber geçti gitti. Yarın ise sadece bir emeldir. Muhtemelen ona yetişemeyeceksin. Eğer yarına çıkarsan, yarın zaten kendi rızkıyla birlikte gelecektir. Ancak yarının önünde bir günduz, bir de gece bulunmaktadır ve pek çok nefis bu ikisinde ölüp gitmişlerdir. Belki sen de aynı akıbete uğrayacaksın. Yaşanılan günü düşünmek yeter.
Aşk, aşk, aşk!..Aşk öyle bir şey ki, insan nasıl uzuvlarının rahatsızlığını hissederse aşkının eksikliğini de kısmen sezmek ve içten pörsümeye başladığı her zaman, "ben aşkımı neden kaybediyorum?" diye sormak memuriyetindedir. Nerde o insan? Aşkı yerine iade için çırpınan insan!..